Evliya Çelebinin Kilis Hakındaki İzlenimleri

EVLİYA ÇELEBİ'NİN İZLENİMLERİ (1661-1662)
(https://netfiles.uiuc.edu/cinoglu/kilis/evliyacelebininizlenimleri.html

sitesinden alıntı yapılmıştır.)

Bu yüzyıl için gerçeğe yakın bilgileri Evliya Çelebi'nin ünlü "Seyahatneme" sinde buluyoruz. Evliya Çelebi Kilis'i görerek XVII . yy .daki durumunu, gözlemlerine dayanarak aktarmaya çalışan bir gezgindir .Her ne kadar verdiği bazı bilgiler abartmalı ise de, gerçeğe çok yakındır.9 .cildinde Çelebi şu bilgileri veriyor :

"Kilis, Halep Eyaletinde sancaktır.Lakin valide sultanlann Hass-ı Hümayunları'ndan yetmiş yük (yüz bin akçc bir yük) akçe ile tasarruf olunur bir sancaktır ve beş yüz payesi ile sadaka olunur şerif kazadır"

Bugünkü Türkçe ile Evliya Çelebi şöyle sürdürür :

"Sancak beyi seksen bin kuruş gelir sağlar . Kethüdayeri, ayan ve eşrafı vardır . Kalesi harap olduğundan kumandanı ve yüksek bürokratı şeyhülislamı yoktur .Com Kürtlerinin korkusundan evleri dirsek dirsek bitişik yapılmış bir kale gibi kendini yüksek divarlarla korumaya çalışmıştır .Divarların uzunluğu 7360 adımdır . Kentin sekiz çıkış kapısı vardır . Bunlar ; Ayın Tedribesi (kapısı), Büyük Tedribe, Küçük Tedribe, Yusuf Çelebi Tedribesi Alçak Tedribe , Çulha Tedribesi gibi çıkışlardır. Bunların bir de hendeği olsa sağlam bir Kilis Kal'ası'ndan söz edilebilirdi . Bunların içindeki mahalleler beş tanedir .4660 toprak ve kireç örtülü ev vardır ve hepsi sağlamdır . Otuz camisinden en güzeli, Canbolat Camisi, Padişahlara özge bir camidir. Şahane bir minberi ve mihrabı, türlü türlü renkli mermerlerle süslenmiştir . Bunları işleyecek bu yüzyılda usta bulunamaz"

Çelebi, cami konusunda çok ayrıntılı bilgi ve övgüler sıraladıktan sonra, kentin diğer camilerinin adlarını saymaya başlar :

"Canbolat Camii'nden sonra Ulu cami ve Şeyh Camii gelir . Çarşı içinde (Bedesten ve çevresinde) Hasan Bey Camii (şimdi Muallakaltı Camii adi ile bilinen) cami gelir ki,çok sağlam merdivenle çıkılır bir yapıdır . Tabakhane camii toprak damlıdır .Cüneyne Camii de kubbelidir (Kubbesinin sonradan yıkıldığı anlaşıhyor) ve Ali Subaşı Camii kireç örtiilüdür . Ali Çavuş Camisi (Pirlioğlu) Hacı Hilal Mescidi .Yedi medrese ile 11 ilk okul ve dokuz çeşme var 2700 dükkan ile üç hamamı var (Hasan Bey Hamamı ile Toğlu henüz yapılmamıştı . Çelebi üç hamamdan söz etmiştir)

"Hepsinden güzeli çarşı içindeki Paşa Hamamı'dır . Halep ve Bursa'dakine benzer bedesteni on bir handan en büyüğü Canbolat Hanı demir kapılıdır . Kırk kahvehanesi, yedi tekyesi var . Bunlann en büyük ve güzeli . Bey Sarayı yanındakidir (Mevlevihane) dört yanı güller ve su sebilleri ile donatılmıştır. Bu şehrin tüm sokakları temiz kaldırımlarla kaplı halkının eli hünerli amma fukaradır! Bağ ve bahçeleri Kilis Ovasını süsler . Yer yer öyle selvileri var ki her biri yeşil meleğe benzer. Bütün saraylardan en güzeli Canbolatoğlu'nunkidir .Diğer saraylar .Mustafa Ağa Sarayı, Hacı Ağa Sarayıdır . Bu şehir çok eskiden bir büyük şehir olduğu için nice nice evliyalar gömülüdür"

Evliya Çelebi, Kilis'in bu yüz yıl koşullarında gelişmişliğini ve bayındırlığını en kesin kanıtları ile ortaya koymuştur .

1677'de Kilis yönetiminin "Kilis Zabıtı" adı altında, Abaza Mehmet Ağa'nın elinde bulunduğu görülmektedir . Bu da; kentin güneyindeki ve halen "Özbeğin Camisi" adı ile bilinen asıl adı "Şeyh Süveyden" olan, caminin kitabesinden çıkarılmaktadır . Kitabede bu bilgi şöyle yazılıdır :

"Bu camii 1677 yılında Kilis Zabıtı Abaza Mehmet Ağa'nın katibi Valide Sultan kethüdası Mustafa Efendi'nin tabii, hayır yapmayı sevenlerden Yusuf Efendi yeniledi ."

Abaza Mehmet Ağa Canbolat Oğulları'nın kethüdalığını yapmıştı . Sonradan "Paşa" olmuş, Osmanlı devletine büyük hizmetleri geçtiği gibi, isyanı ile de ünlüdür .

XVIII.YÜZYIL DOĞAL AFETLER

Bu yüzyılda olağanüstü olay, 1742 tarihindeki depremdir . Birçok binanın yıkılması nedeniyle, bazı cami ve çeşmelerin onarımı gerekmişti . 1765 tarihindeki veba salgını ile de yüzlerce kişi yaşamını yitirmiştir.

XVIII.YÜZYIL YÖNETİCİLERİ

1730'den 1732'ye kadar iki yıl Kilis'te yönetimi Aşıklı Ali Ağa elinde bulundurmuştur . Ali Ağa Türkmenlerin Aşıklı oruğundandı .Cahil ve otoritesi zayıf biriydi . Zamanında türeyen zorbalar, halkı sıkıntıya sokmuştur . Bunlardan en belirgini ve ünlüsü Şıhlıoğlu ile hempalarıdır . Halk Abidin Ağa ile Urballıoğlu İsmail Ağa nın kışkırtması ile ayağa kalkmış, Şıhlıoğlu tepelenmiş Aşıklı Aliağa da yönetimden uzaklaştırılmıştır .İhtilalin başı olan Abidinağa ile Urballioğlu İsmail Ağa'yı , Hekimbaşıoğlu adında biri Halepten gelip idam etmiş ortaliğı yatıştırmıştı .

XIX.YÜZYIL

Çukurova ile Suriye toprakları arasında adına"Gavurdağ"denilen bir dağ silsilesinin özellikle güneydoğu bölümünde, ta Xl .yy.dan beri "Rişvan" Aşireti" yaşıyordu . Bir Kürt boyu idi . İleri gelenlerinden "Haciömer" adlı biri "Derebeyi" ünvanını almıştı .' Derebeylik, Osmanlı'da bir yönetim biçimini oluşturmuştur

Hacıömeroğulları yüzyıla yakın Com Kürtlerinin derebeyliğini yapmışlar, bu arada Kilis'i de egemenlikleri altında tutmuşlardır ."Gavurdağ" silsilesinin güneydoğu ucunu "Parsa Dağı" oluşturur . Buradan sonra Suriye platosu başlar . Coğrafyacı Şarl Teksıere, bu dağa, "Suriye'nin kapısıdır" der .

Bölgede birçok boy ve oymaklardan en kalabalığı ve güçlüsü "Rişvan" dır . Başlarında Haciömer adında biri vardır .Bölge Kilis'te "Kürtdağı" diye bilinir . Bunlara daha önceleri "Com" Kürtleri" denilirdi .Rişvanlıların erkekleri iri yapılı, gür siyah saçlı, kıllı vücutlu, tığ endamlıdırlar. Kadınları yeşil gözlü, ince beyaz uzun boylu ve güzeldir . Çiftçilikten çok orman ürünleri ile geçimlerini sağlar genellikle odunculuk, kömürcülükle uğraşırlardı .

1. VELİ AĞA

1834'te Hacı Ömer ölünce, yerine oğhı Mehmet Ağa, 0 da ölünce tek evladı olan Veli Ağa geçti. Derebeylik babadan evlada geçiyordu . (Veli Ağa için daha ayrıntılı bilgi için Kilis Kültür Derneğince 1995'te yayınlanan Kilis Tarihi adlı yapıta bakılması)

Veli Ağa "Derebey" postuna oturduğunda Kilis Müsellimliğine Antepli Hacı İbrahim Ağa getirilmişti .İşe başlar başiamaz "İdare Meclisi"ni yeniden oluşturdu . Meclis; Müftü Mehmet Salih Efendi, Eski Müftü Mehmet Necip Efendi, Eski kadılardan Burhan efendi, Hacızade Mehmet Sadık Efendi Sancazade Mehmet Sait Ağa,Topolzade Mehmet Ağa, Efezade Molla Hüseyin Ağa, Azezlizade İbrahim Ağa, Seyyitzade Ali Ağa'lardan oluşuyordu .Meclisin Geniş yetkisine yukarıda dokunmuştuk .Veli Ağa böyle bir ortamda Derebeyliğe başlıyordu .Derebeylik ünvanı devletin düştüğü zaaf sonucu "Maslahatı idaredir" .Ünvan 1717'den beri vardı .

Halep'ten Anadoluya geçişte ilk büyük yerleşim merkezi Kilis'ti .Bu konumu, fiziki ve klimatolojik bir alan olarak ayrıca önemlidir .Bu yüzden; Kilis sürekli, yönetcilerin oturdukları bir yer oldu .Veli Ağa da bunlardan biridir .Kürtdağı ile Kilis arasında ekonomik ve yönetsel açıdan sıkı bağ, bu nedenle ohışmuştur .

Kürtdağı halkı,Türkmenler'den oluşan Kilis halkı ile ileriden beri,bir türlü ıızlaşamamış, huzursuzluk kaynağı olmuşlardı .Bunu, Kilis İdare Meclisi "Zabıt Defteri"nin 1834 yılı ile ilgili satırlarından anlıyoruz .Veli Ağa'nın, Tipik bir Kürt Derebeyi olarak yaşantısı ilginçtir .Nereye giderse, yüz atlıdan aşağı adamı olmazdı. Aşçısı, seyisi, kahvecisi, hizmetçisi, birlikte olurdu.Gittiği heryere etraftaki bakka ağaları davet eder, yüzlerce kişinin masrafını kendisi yapar, ayağına ; her adım atışta gıcırtılı sesler çıkartan parlak rugan kaloçlar, sırma şeritli şalvarlar giyer lahuri şal kuşak kuşanır kalın altın kordon ucuna altın saat bir de mühür bağlardı .Çadırının içi, kırmızı çuha kaplı dışı beyaz, odaları, tuvavaleti, kamış çıtalarla ayrılmış, zamanına göre konforlu düzenlenmiş, güzel donatılmıştı . .

Kilis ve Kürtdağı ;Halep, Şam ve özellikle Hac Yolu üzerinde olduğu gibi önemli yolcuların, vezir vüzeranın, valilerin gelip geçtikleri bir alan üzerindeydi .Süveyş Kanalı henüz açılmamıştı.Ta Ortaasya'dan Ortadoğu'yu geçerek Akdeniz'e ulaşan ünlü İpek Yolu'nun bir bölümü Kilis topraklanndan geçiyordu .

Veli Ağa, böyle bir güzergahta yolcuları, atlıları ile ta uzaklardan karşılar onları günlerce ağırlar .ihtişamını sergiler, ününe ün katar, insan tanır, çevre edinir, dost kazanırdı .Fakir fukaraya bakar, birçoğunun yıllık zahirelerini gönderirdi .Bu yüzden Kilis halkı O'nu sevmiş ve tutmuştur ..

Ağalar köylerde, zenginler (eşraf) kentte yaşıyordu . Veli Ağanın gücü, halka yakınlığı ölçüsünde büyümüş devlete kafa tutmaya başlamıştı .Elde ettiği nüfuza dayanarak isyan etti . Bu sırada Kilis Müsellimi Ayıntaplı Hacı İbrahim Ağa Veli Ağa nın üzerine asker gönderdi ise de bastıramadı.Uzun süre Veli Ağa derebeyliğini sürdürdü.Fakat sürekli olarak hükumet kuvvetlerince izlendi.Sonunda Veli Ağa Kilis'ten kaçmak zorunda kaldı .

1835-1839 Mısırlı İbrahim Paşa işgali sırasında Veli Ağa Kilis'ten Gavurdağ'a çekildi .Kilis'te ortalıkta görünmedi .Dağlarda işgalcilerle gerilla savaşı sürdürdü. Bu , Osmanlı Devleti'nin gözünden kaçmadı .

Mısırlı İbrahim Paşa ordusu, çöl düzlüklerinden ve Suriye topraklarından, Gavurdağları'nın sarp ve çetin yamaçlarmda Baraklı Küçükali ile, Veli Ağa gibi Derebeylerinin çapulları ile uğraşmak zorunda kaldı .Mısır Ordusu'nun çekilmesi, Veli Ağa ve benzerlerinin affedilmeleri gibi bir sonuç doğurdu .

1839'da İbrahim Paşa işgali sona erince, Veli Ağaya af çıkmış Kilis Müsellimliği kürkü gelmişti .Kilis ve çevresinin yeniden kesin hakimi oldu. Kilis'te karşılanması başlı başına bir olay olmuştu .Minarerelerde selalar verilmiş, köylere ulaklar çıkarılmış, herkesin karşılamaya katılması sağlanmıştı .Başta "Kaza İdare Heyeti"olmak üzere tüm halk bir kurtarıcı gibi selama durdu . Veli Ağa, sekbanları ile Baraklar'a baskın düzenlemiş, ileri gelenlerini öldürmüş ve bir daha gelemeyecek biçimde Deyr-i Zor'a kadar kaçırmış, bu beladan Kilis'i kurtarmıştı .

Kürtlük'ünden ve Kürtçe'sinden yararlanmış, Sincar bölgesinde çıkan Kürt isyanını bastırmak için verilen görevi, bin kadar askeri ile başarıp dönmüştü . Bu hizmetlerine karşılık, müsellimlik görevi, yaşam boyuna çevrilmiştir .Müsellim, vali adına görev yapan yönetici demektir . Valinin temsilcisi anlamına Osmanlı döneminde kullanılan bir terimdir .

Ketenciler Mahallesi'nde, 1850'de Dereçli Sokaktaki çeşmeyi ve bir de saray yaptırmıştı . Halk buraya "Kışla "derdi . Burada askerleri (sekbanları ile) birlikte kalırdı . Kışlanın bahçesinin adı yakın zamanlara kadar,"Debbo Bahçesi "idi .(Hürriyet Okulunun yeri) Çeşmenin özgün yapisi şimdi bozulmuş ve özel su yolu da yok olmuştur . Aslında suyu, Debbo Bahçesi ile bağlantılı idi . Şimdi şehir içme suyuna bir muslukla bağlanmış özgün yapı bozulmuştur .

Kent şu mahallelerden oluşuyordu :

1)Bölük, 2) Şıhlar, 3) Tekye, 4) Cedit "Yeni", 5) Şeyhabdullah, 6) Ebülula, 7) Nureddin, Nacaroğlu, 9) Helvacıoğlu, 10) Hacıgümüş, 11) Karaali, 12) Demirciler, 13) Okçular, 14) Aşıt, 15) Hakverdi, 16) Hacıilyas, 17) Kettan, 18) Tırıklı, 19) Ketenciyan, 20) Deveciler, 21) Kalaycılar, 22) Arslan, 23) Vaiz, 24) Zahter "Şehitsakip", 25) Şeyhali, 26) Abdioymağı, 27) Meşhetlik, 28) Tabakhane, 29) İnnaph, 30) Ceylan, 31) Mullahamut, 32) Hindioğlu .

Bunlar içinde ; Kettan, Ceylan, Şeyhali, mahallelerinin şimdikilerden hangisine karışmış olduğunu saptamak olanağını bulamıyoruz! Kent büyümüş, önemli bir aşamaya ulaşmıştı .

XVIII.YY.'DA BİLİMSEL YAŞAM

Kilis'te bilimsel yaşamın ilk adımları XVII .yüzyılda atılmışsa da XVIII.yüzyılda gelişmeye başlamıştır .

"Hacı Ali İbn-i Çalık Mehmet Ağa", 1682'de Medresesini (1 H K S.170) 1683'de Camiini yaptırmış, medrese eğitimi başlamıştı .Evliya Çelebi'nin gelişinden sonra yaptırıldığından, bu camiden söz edilmemiştir.( Çalık Ali Ağa'nın Yavuz Ordusu ile 1516'da Kilis'e gelenler arasında askere kumaş satan bir kadından dünyaya geldiği, İstanbul'un Tuzla semti halkından biri olduğu, Kilis'te Apalak ailesinin bu kişiden inme olduğu söylenir.) (K.T.Kilis Tarihi s .143) .

Çalık Medresesi 1682 , Çalık Camii de 1683 yılında yapılmış olduğuna göre,bu sırada sekiz yaşmda idi .Mustafa Efendi çapında, babasından başka icazet verecek bilginlerin Kilis'te daha önceden varlığı anlaşılmaktadır .

XIX.YÜZ YILIN SONLARINDA GENEL DURUM

XIX . yüzyılın sonlarında Kilis konusunda ekonomi ve demoğrafık bilgi içeren dört "Halep Vilayeti Salnamesi" vardır .Bunlar sırası ile ;

1897 H. -1893 (Rumi), 1894 H : -1903 (rumi), 1898 H .-1906 (rumi), 1904 H . 1911(rumi) tarihlerine ilişkindir.

1893 tarihli olana göre Kilis'te :

Bir hükumet konağı (Veli Ağa atarfından yaptırılmışti), 47 cami, 13 mescit, 4 tekye, 24 medrese, 3 Kilise, 5 hamam, 740 dükkan, 3 bedesten, 7 han, 11 fırın, 120 kumaş tezgahı, 15 kahvehane, 3 meyhane, 4 100 ev, 3 sabunhane (masmana), 65 mahsere, 1 eczahane, 1 debbo vardır .

1903 tarihli olanına göre :

Bir Telgrafhane, 1 rüştiye ( Orta Okul),1 cephane, 25 ilk-okul,Ermeni, Rum, Kataolik, Protestan Kiliseleri, 1 Yahudi Havrası, 77 su değirmeni,13 hayvan değirmeni (Mider olacak) 3 yeldeğirmeni, 5 mağaza, 25 fırm, 8 susam mahseresi, 15 çeşme, 5 boyahane 3 eczahane vardır .Üç kilise, bir havra (Yahudiler'in mabedi) nın varhğı 19.yüz yılda Kilis'teki toplumsal yaşamın hoşgörülü yüksek düzeyinin açık ve kesin bir kanıtıdır. Bu yılda nüfus sayısı ile dinlere göre dağılım ise şöyledir ;

Rum 301, Ermeni 2 542, Protestan 333, Yahudi 611, İslam 64-454 toplam;68 600 . Bu rakamlar köylerle beraber tüm ilçe nüfusudur .. 1911 yılı itibariyle nüfus, din ve mezhep dağılımı olarak şöyledir : Ermeni 3264, Rum 305, Yahudi 523, İslam 68 413 .Bu yılda eczane sayısı 5'e yükselmiş görünüyor.Belediye geliri ise 45000 kuruş, aşar geliri 1 692 640, çeşitli gelir kalemleri olarak ta 23 463 kuruş ki toplam gelir: 1 716 103 kuruştu.

MISIRLI İBRAHİM PAŞA OLAYI

1832'de Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa (Aslında Arapkirli bir Türk'tür )isyan etti . İbrahim Paşa komutasında, tüm Suriye'yi işgal eden Mısır Ordusu , Humus yakınlarında 9 temmuz 1832'de Halep Valisini yendi .Beylan geçidinde önemli bir kuvvetle bekleyen Hüseyin Paşa yı da yenilgiye uğrattı .Artık önünde bir engel kalmamıştı .Temmuz 1832 Kilis'te karargah kurdu.

Ibrahim Paşa, şimdiki Kilis Ortaokulunun doğusunda (Eskiden Kışla Deresi denilen üstü açık derenin kenarında) bir kışla yaptırdı .Kışlayı, Kilis halkını ırgat gibi bedava çalıştırarak taş taşıtıp yapan İbrahim Paşa, sert ve becerikli biriydi .

Bu ordunun askerleri dört yıl Kilis'te kaldı.Askerlerinin bulaştırdığı trahom, binlerce kişiyi kör etmiş, Kilis bu yüzden çok çekmiştir. Biri suvari diğeri piyadeden oluşan iki tabur işgal asker vardı .Bunlara "Asakiri Cihadiye" adi verilmişti .Halk bunlara "Asakiri Caradiye" Yani, sadece alan, çeken adı ile espri yapmıştır .

KİLİS YÖNETİM MECLİSİ

1839'da yönetsel durumda, ülke çapında bir değişiklik olmuştu .Müftünün başkanlığında bir ilçe meclisi oluşturulmuştu . Her türlü işlerde yetki bu meclisteydi .Yönetim, yargı gibi her konuda kesin karar bu meclisindi .Kararları objektif kurallara değil, meclisin indi takdirine bağlıydı .

Bu meclisin ilk başkanı Müftü Mehmet Salih Efendi ; üyeleri : Eski Müftü Necip Efendi (Kırıkoğullarından ), Eski Naiplerden Burhan Efendi (Necioğlu) , Hacızade Mehmet Sadık Efendi , Sait Ağa (Sarıcalı) , Mehmet Ağa (Topaloğlu),Mulla Hasan (Efeoğlu) , Ibrahim Ağa (Azezlioğhı) , Seyyitzade Ibrahim Ağa'lardı .

İbrahim Paşa işgali sırasında meclise . "Asakiri Cihadiye" kumandanı Miralay (albay) Rüstem Bey de katılıyordtı . Bu meclis kararları zaman zaman, bir zulüm makinesi haline gelmiştir . Örneğin;bir hırsızlık olayında birinden şikayet üzerine hakkında soruşturma başlatılmış, adam demiş, bayılıncaya kadar kırbaçlamnış , Rüstem Bey'in önerisi üzerine üç gün uykusuz bırakıldıktan sonra inkarı sürünce "suçsuzdur" denilip şikayetçinin haksızlığına karar verilmiştir . Zanlının yediği dayak yanına kalmıştır .Adam öldüren birine, iki sene Akka'ya sürgün cezası ile yetinilmiştir! Kız kaçırıp, kızlık bozan Ali'ye dokuz ay kışlada çalışma verilirken , kıza da yüz sopa cezası veriliyor!

Meclis, mali yetkiler de kullanıyordu . Yıllık vergiyi de meclis koyuyordu .1836 yılında Kilis'e salınan vergi 749 924 kuruştu .Aynen alınan öşür (Üründen alınan onda birler) askere harcanıyordu ."Asakiri Cihadiye" için yapılan kışlanın bütün beden işçiliği, yapı malzemeleri halka yükletildiği gibi 250 eşek , 250 insanın bu yapıda parasız çalıştırılması kararını da bu meclis vermiştir . Nahiyelere "Boybeyi" adı altında yöneticiler de bu meclisçe atanıyordu .Boybeyiler bölgelerinin kesin hakimi idiler . Halka çektirmedikleri kalmamıştır .

Bundan sonraki tarihimizi, ancak görevde bulunan kaymakamlann zamanını ele alarak izleme olanağı vardır . Kilis kaymakamlannın görev zamanına göre durum şöyledir :

1863. Habip Paşa. Kilis'te ilk kaymakamhk görevine gelen kişidir .(Bu kaymakam dönemi Kürt Halil Ağanın derebeylik zamanına rastlar . (Ayrıntıh bilgi için "Kilis'te İz Bırakanlar" adlı yapıta başvurulması) Bundan sonraki kaymakamlar :

1864 Tevfik Bey

1865 Süleyman Ağa

1855 Bekir Ağa

SÜVEYŞ KANALININ OLUMSUZ ETKİSİ

1869'da Ortadoğu'da çok önemli bir değişikliğe tanık oluyoruz : Olay, Süveyş Kanalı'nın açılmasıdır. Bundan sonra, rakipsizliğini belki de binlerce yıl sürdüren Ortaasya-Avrupa karayolu köprüsünün önemini yitirmesi süreci başlamıştır ."İpek Yolu" nun değişmesi üzerine Kilis'teki Bedesten Külliyesi de harabeye dönecektir! Bu ; Kilis'in ekonomik yaşamında önemli bir kilometre taşıdır.

Diğer kaymakamlar (Zamanlarında önemli adları ve görev tarihleri verilecektir)

1870-Sadullah Bey

1871-Hurşit Ağa

1872-Tahir Efendi

1873-Emin Bey (İstablı Amireden)

1875-Sadık Efendi

1876-Osman Efendi

1877-Edhem Efendi

Bu kaymakam zamanının en önemli olayı, olaylar varsa bilgi sunulacak, .yoksa yalnız Kilis'te belediye kurulmasıdır . İlk Belediye Başkanı Süleyman Ağa adında biridir . Bir katip, bir odacı ve bir zabıta memuru ile Veli Ağa'nın yaptırdığı eski hükümet konağı içinde işe başlanmıştır .

1877- Ahmet Efendi

1880- Tahsin Efendi

1883'te belediye başkanlığına Yusuf Ağa gelmiş ve 1893 yılına kadar on yıl başkanlık yapmıştır . Kilis Belediyesinin ilk tabibi Karabet Efendi'dir . 1883'ten 1888'e kadar beş yıl görevde kalmıştır.1894'te başkanlığa Yusuf Ziya Efendi gelmiş, 1.897'de yeniden Yusuf Ağa gelerek 1903'e kadar beş yıl daha başkanlık yapmıştır .1888'den 1898'e kadar on yıl tabiplik görevinde "Dikran Efendi" adında bir Ermeni bulunmuştur .

1884-Hıfzı Efendi (Senesini doldurmadan ayrılmıştır)

1884-Aziz Sabri Efendi

Kilis'te sokakların kanalizasyonu ele alınmış, zeytin tarımı zorunlu kılınmıştır . Zeytin dikimine direnen Musabeyli halkı, dikilmek üzere verilen tusbağı (Yumru) ları toprağa ters gömmiiş, fakat buna karşın yumrular yeşermiş ağaç olmuştu .

Aziz Sabri Efendi, Kavaf Çeşmesi civarında küçük bir de cami yaptırmışsa da son yıllarda harabesi bile yok olmuştur . Sert mizaçlı, fakat kararlı ve iradesi güçlü bir yönetici olarak ün salmıştır.

1887-Ahmet Sedat Bey

Zamanında Kilis'te ilk posta örgütü,"Telgrafhane" adı ile kurulmuştur .

1888-Abdülkadir Efendi

1899-Şakir Bey

XX. YY. VE KAYMAKAMLARI

I. Dünya Savaşı'ndan önce Kilis'in mutasarrıflık haline getirilmesi için çalışmalar yapılmıştı . 1914'te Antep'ten aynlarak, Halep'e bağlı mutasarrıfhk haline getirilme işlemi tamamlanmış, Antep'le bağlantısı kesilmişti . Bu konuda İrade-i Seniyye'de yayınlanmıştı . Fakat, Birinci Dünya Savaşı'nın patlaması yüzünden uygulama yapılamamıştı . Bu konuda Vakıflar Genel Müdürlüğü'nde, 602 numaraya yazılı 4 sayılı defterde,Kızılca (Karaali) Mahallesindeki Akcurun Camiine vakfedilen bir taşınmaza şöyle bir not düşüldüğü görülüyor :"Kilis Kazasının Antep'le irtibatı kesilerek Merkez-i Vilayete ilhakı hususunda 9/Şubat/1914 tarihinde İrade-i Seniyye'yi Cenab-ı Hilafet penahi südur buyrulduğu Dahiliye Nezaret-i Celilesinin 22/Şubat/1914 tarihli ve 1048 numaralı tezkeresinden anlaşılmıştır"

Savaş yüzünden, gider kısıtlaması gerekçesi ile, uygulamaya geçilememiş, Antep'le bağlantı, savaş boyunca sürmüş, Mondros Ateşkesi ve bunu izleyen olaylar üzerine Halep'in Suriye'de kalması ve sınırın Ankara Antlaşması'na göre çizilmesi, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde 1927 yılında Gaziantep vilayet haline gelince, Kilis , Gaziantep'e yeniden bağlanmıştır.Nizip de 1927'ye kadar bucak merkezi iken, Gaziantep vilayet olunca , ilçe haline getirilerek Gaziantep'e bağlandı .

1901- Osman Bey

1903- Mahmut Bey.

Bu kaymakamın zamanında Kilis'in toplumsal ve kültürel durumu konusunda fikir verebilecek bir gözlemciden söz edeceğiz :

Türkiye'de kolera salgını başlamış, özellikle Ege kıyılanndan başlayan bir sağlık taraması için kurulan ekibin başına (İttihat Terakki Fırkası ileri gelenlerinden) Dr .Şerafettin Mağmumi getirilmişti .

Tarama ekibi ; Adana, Antep üzerinden Kilis'e kadar gelmiş, Dr .Mağmumi dolaştığı yerler konusunda sonradan anılanm kaleme almıştır. Yüz yıl öncesi için,bazı bölümlerinden bir özeti aşağıya alıyoruz Sabah Gazetisi'nde yayınlanan)

"Antep'ten "Sabahleyin Kilis Ovasına çıktık .Merc-i Dabık denilen büyük düzlük tarihte birçok savaşlara sahne olmuştur . Haçlı Savaşlarmın en önemlileri burada yapılmıştır . Yavuz Sultan Selim Memluklerin ordusunu burada yenmiştir . Ovanın batısına doğru, zeytinlikler arasından bir saat daha geçtik Kilis'e vardık

Eski tarihlerde Kelze adıyla küçük bir köyken, Osmanlı döneminde büyümüştür . Halen ilçe merkezinde dört bin hane yirmi bin nüfus vardır (0 tarihte Adana 40 .000) .37 cami, 24 tekkesi 8 medresesi, üstü kemerli örtülü bir çarşısı (Bedesten) yüzden çok iplik ve kumaş tezgahlan bir de sabunhanesi bulunuyor .

Sokaklan tesviyeli, parke taşı döşelidir. Suyu hafif ve tatlıdır . Bir saatlik yerden muntazam, kapalı mecraile getiriliyor . Havası ılımlı ve serindir. Ahalisi tamamıyla Türk olup işleri tarımla sanayidir . Üzüm ve zeytini çok nefistir . Zeytinyağının da Midilli ve Edremit yağlarından daha iyi olduğunu söylediler. Amma mükemmel bir yağ fabrikası yok . Zeytinleri çuvallara doldurup sıkıyorlar: Kilis'te bu zeytin üretimine rağmen, ahali henüz salamura yapmayı bilmiyor . Evlerinde zeytin ancak Ramazanda bulunuyor, onu da dışarıdan getiriyorlar . Kilis'te kolera yaygın olduğu için, bir süre burada kalmak Adana'daki doktorları da buraya getirmek gerekti . Hastalık başlayalı hangi evde çıkmışsa oraları tütsülettirdim . Beş altı gün adeta yemeğe vakit bulamadık . ..Bir hastaya çağınrlar . Dönerken birkaç kişi karşımıza çıkıp, hanesinde hastası olduğunu haber verir . Onlan bitirip misafiri bulunduğum belediye başkanının evine dönünce çoluk çocuk,kadın erkek beş on kişinin muayene için beklediklerini görüyorum . Hemen hepsi de kronik hastahklar. Kimi üç yıldır alil olmuş, kiminin beş yıldır koluna dizine inme inmiş . Sabahleyin uyanırım, kahveyle birlikte içeriye hasta girer . Gece yatarken hastalarla birbirimize," Geceniz hayırlı olsun" deriz . Kısacası burası kadar hekime düşkün yer görmedim . Ya reçeteyi kendilerine anlatmada çektiğim güçlük . Çünkü Kilis'te doktorlukla eczacılık birbirine karışmış durumda . Öyle ayrı eczane yok. Her hekim bir dükkan açarak birkaç yüz kuruşluk ilaç getirtmiş . Bir de çırağı var . Hastayı muayene ettikten sonra, çırağa ağızdan yapılacak ilacı anlatıyor .

Halk öyle reçete falan görmemiş . Hatta dükkanlara "Hekim dükkam" diyorlar . Beni de ilaç verecek sanırken, ellerine bir kuru kağıt parçası verince şaşırdılar . Bu kağıtta ilaçların yazılı olduğu, hekim dükkanına gidince ilacı orada vereceklerini durmadan anlatıyorum . Ben bedava bakıyorum. Lakin ilaç için eczacıya para vereceklerini söyleyince büsbütün surat asıyorlar . Fakat ne yapayım?Yanımdaki bir sandık ilaç kolera içindi .

Daha sonra birçoğu elinde reçete gelir . Dükkanda bu ilaç yokmuş . Tabii bin kuruş sermayeli dükkanda bulunmaz . 0 zaman Halep'e gitmeleri gerekiyor . Ya tütsüleme işleri . Bir eve dezenfekte etmeye gittiğimiz zaman makinenin başına, gelen geçenlerin toplanıp "Madem şifalı imiş, beni de tütsüle" diye yalvarıyor .

Sokağa çıkmak da bir başka üzücü iş .Sade çocuklar değil sakallı bıyıklıları da işlerini güçlerini bırakıp arkamıza katılırlar. Peşimizde bir kalabalıkla dolaşırız .Durumu Kaymakam Celattin Bey'e söyledim .Bunun bir yerli adet olduğunu söyledi Nedeni ise eğitimsizlik, cahillik .Gerçekte buraya eğitim nuru girmemiş . 20 bin nüfuslu bir beldenin ilk ve ortaokulunda toplam 80-90 çocuk okuyor . Üst tarafı çarşı pazarda boş geziyor .

Ya hakkımızdaki dedikoduları işitince, kahkaha ile gülmekten kendimi alamadım .Bir gün kentin mezbahasını dolaştıktan sonra, Peygamber'in katiplerinden Şerahbil bin Hasene'nin mezarım görmek için, şehrin dışma çıkmış, dürbünle yöreyi seyretmiştim .Dönüşte bizim Kilis'in, doğu, kuzey, güney taraflanna gidip, "Mikrop" aradığımız, beş on tane bulup kutu içine koyarak getirdiğimiz hakkında acayip, tuhaf dedikodular yapıldığını işitmeyeyim mi?

Bir de hastalık nedeniyle incirle kavun gibi hazım bozukluğu sürgün yapan meyve ve sebzelerin yenilmesini yasak etmiştik .Yaşlı müftü efendi bunu işitince, gazap içinde medresenin kapısı önünde oturmuş, etrafina yüzlerce kişi toplamış .Bir tabak incir getirtmiş :

"Bu ne demek? Vettini . veyze-ytuni sure-i celilesiyle Kur'an-ı Kerim'de övülen mübarek meyve muzır olur muymuş?"diye hepsini yemiş bitirmiş .Durum kentte öğrenilince, kamuoyunda aleyhimizde bir hava oluştu . 0 gün sokakta gezerken, herkes bize fena bakıyordu .Adeta bize saldıracaklarından korkmaya başladık .

0 gece Müftü Efendi hastalanır .Bizi kaldırıp götürdüler Dehşetli kolera .İleride daha başka bir soruna kapı açılmaması için tedavisini yerli hekimlere bıraktım .Sabaha karşı vefat haberi geldi .Bu tıbbi kerametemiz de bizi halkın gözünde aklandırdı ."

Doktor Mağmumi'nin anlattıkları, Kilis'in XX .yüzyıla girerken toplumsal ve kültür düzeyi konusunda, bir fikir verebilmektedir.

XX.YY.YÖNETİM:OSMANLI DEVLETİNİN SON YILLARI

1905-Salih Hulusi Paşa

İki kez Kaymakamlığa gelmiştir .Zamanında Kilis Kaza İdare Meclisinde şu isimleri görüyoruz :

Başkan-Salih Hulusi Paşa

Üye-Naip Devriş Mehmet Efendi

Üye-Müftü Haki Efendi

Üye- :Mal Müdürü Mehmet Ali Efendi

Üye-Tahrirat Katibi Cevdet (Çakmur) Efendi

Bu üyeler İlçe Yönetim kurulunun atama yolu ile gelen üyeleriydi .Bir de seçim yolu ile gelenler vardı .Müslüman olanlarla olmayanlar seçimle ve temsil ettikleri dinsel toplumun nüfus oranına göre yer alıyorlardı :

Üye-Hacı Yusuf Canbolat Bey

Üye- :Mehmet Efendi

Üye-Ohanes Efendi

Üye-Civrik Efendi

1906-Ömer Lutfi Bey Zamammn belediye başkanı Akif Efendi'dir .1904'te belediye başkanlığma gelen Akif Efendi iki yıl görevde kalmiş 1906'da Muhlis Efendi (Salihoğlu) başkanlığa gelmiştir .

1908-Salih Hulisi Paşa (ikinci kez)

1909-Mustafa Reşit Bey

1912-Ali Nesip Bey

1913-Fatin Bey (Kıbrıslı)

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI PATLIYOR

1914-Fadıl Bey

Bu kaymakam dönemin en önemli olayı, adına "Seferberlik" denilen Birinci Dünya Savaşı'mn patlamasıdır. Bu sıralarda Kilis'in Antep Mutasarrıfhğı'ndan ayrılması İstanbul Hükümeti'nce uygun görülmüş ve tüm işlemler tamamlanmıştı .I.Dünya Savaşi uygulanmasım durdurmuştu . Osmanlı Orduları dokuz cephede savaşmak zorunda kalmiş . Sonunda yenilmişti. Cephelerden biri de Filistin-Suriye Cephesi idi .

1915-İhsan Bey

1916-İzzettin Haki Bey

https://netfiles.uiuc.edu/cinoglu/kilis/evliyacelebininizlenimleri.html

sitesinden alıntı yapılmıştır.

 
Facebook beğen
 
Reklam
 
 

Web Analytics

KİLİS YEMEK RESİMLERİ
 









< iframe width='640px' height='397px' frameborder='0' src='http://www.startv.com.tr/Embed/WebTV.aspx?id=3805&movie_target=startv_videoad_webtv' />,
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=