Masallar ve Hikayeler
Masallar ve Hikayeler
KAPLUMBAĞA İLE TAVŞAN
 
Tavşanın birisi çok övünüyormuş.
- Bu ormanda benden hızlı koşan yoktur. Varsa gelsin yarışalım diye söyleyip geziyormuş. Kaplumbağa bir gün:
- O kadar böbürlenme kendine de o kadar güvenme. Ben senden daha hızlı koşarım.İstersen
yarışalım, demiş .
Tavşan kaplumbağanın bu sözlerine kahkahalarla gülerek:
- Sen mi benimle yarışacaksın. diyerek alay etmiş. Ama yinede yarışı kabul etmiş.
Yarışın başlangıç ve bitiş yerlerini belirlemişler,yarış başlamış.
Tavşan çok hızlı başlamış. Ama biraz ileriye gidince geri dönüp bakmış ki tavşan, kaplumbağa hiç görünmüyor. Yatmış bir ağacın dibine uyumuş. Uyandığında. , bakmış ki kaplumbağa yarışı bitirmek üzere.
Tavşan koşmuş fakat kaplumbağa varış yerine ondan önce ulaşmış.
Kaplumbağa tavşana:
“ Hiçbir zaman kendini başkalarından üstün görme.
Sen, uyudun, Ben çalışarak seni seçtim” demiş ...

ASLAN İLE FARENİN HİKÂYESİ
Ormanlar kralı aslan ormanda bir gün avlanmaktan gelmiş, yatmış uyuyormuş. Minik bir fare aslanın üzerinde dolaşmaya başlamış. Aslan sinirlenerek uyanıp fareyi yakalayış. Tam öldüreceği sırada fare yalvarmış:
-Ne olur beni bırak! Gün olur benimda sana bir iyiliğim dokunur, demiş.
Aslan farenin bu sözlerine gülerek:
-Sen küçük bir faresin, bana ne iyiliğin dokunur ki deyip, fareye acımış ve fareyi bırakmış.
Fare sevinerek oradan uzaklasmış
Aradan zaman geçmiş, Aslan birgün avcıların kurduğu tuzağa yakalanmış.
Aslan çırpınmış, bağırmış ama tuzaktan bir türlü kurtulamamış. Oradan geçmekte olan minik fare aslanın bu durumunu görmüş. Hemen dişleri ile tuzağın iplerini kemirerek kesmiş. Aslanı tuzaktan kurtarmış.
Fare aslana:
- Beni küçük diye beğenmiyordun. Bak. Senin canını kurtardım, demiş.
Aslan, böylece yapılan bir iyiliğin karşılıksız kalmayacağını anlamış.

KELİLE VE DİMNE'DEN SEÇMELER
Arslanın Korkusu
Dimne’nin gerçekten de kararı karardı.Dediği dedikti.
Ne yapıp yapıp Arslan’ın yanına gidecekti.
Sonunda dediğini yaptı.
Saraya gitti.Durumunu bildirdi.
Ve huzura kabul olundu.
Arslan önce Dimne’yi küçümsedi.
. - Kimmiş, dedi benimle mutlaka görüşmek isteyen?
Dimne, ileri atıldı.
- Benim, efendim, dedi.
- Sen de kimsin?
- Ben, dedi Dimne, size vakti zamanında hizmet etmiş filan çakalın torunuyum.
Arslan hatırlamakta güçlük çekti.Fakat sonunda dedesini hatırladı Dimne’nin.
Ve aradan günler, haftalar, aylar geçti.
Dimne, öyle kolay bir lokma olmadığını Arslan’a kabul ettirdi.Arslan pek çok konuda düşüncesini sordu Dimne’ye.Her defasında şaşırtıcı cevaplar aldı.
Gün geçtikçe Arslan’ın gözüne daha da girdi.
Sözünü dinletti.
Övgüsünü kazandı.
Ve artık, Arslan; en küçük bir karar verirken bile Dimne’ye danışır hale geldi.
Dimne, kralın en yakın adamı oldu.
. Günler böylece geçip giderken, bir gün, Arslan’ın huzurundayken;
- Efendimiz, dedi Dimne, sizi çok zamandır durgun görüyorum.Avlanmak, uzak diyarlara gitmek, gezip görmek çok yararlıdır.Siz de böyle bir istek görmüyorum.Eğer benim bilmediğim bir sebebi varsa söyleyiniz.
Arslan, yarasına dokunulmuş gibi oldu.
Korkuyordu.Gerçek nedeni buydu.Fakat Dimne’ye bundan söz etse miydi?
Bir süre sessiz kaldı.
Sonunda anlatmaya karar verdi.
. Tam bu sırada, öküz Şetrebe’nin o korkunç böğürtüsü duyulmaz mı!…
Kral nasıl da korkmuştu.
. Beti benzi atmış, tir tir titremeye başlamıştı.
Artık Dimne ‘den bunu gizlemesi mümkün değildi.
- . İşte, dedi, beni korkutan şey bu.
Sesi böylesine korkunç olursa, kimbilir kendisi nasıldır?
Dimne, kurnaz kurnaz gülümsedi:
- Korktuğunuz şeye bakın! Doğrusu belki de en korkulmayacak şey bu olmalı, diyerek Padişah’ı yatıştırmaya çalıştı.
Fakat bir anda korkuyu yenmek imkansızdı.
. Kurnaz çakal, Arslan’a bir tilkinin hikayesini anlatmaya başladı.
Şaşkın Tilki
- Bir gün; bir tilki ormanda geziyordu.

    Ağacın üzerinde semiz mi semiz bir horoz gördü.

    Ağzının suyu aktı. Kenara sindi, saklandı, horoza saldıracağı sırada, garip bir ses:

    - Güüm güm de güm güm!

    Baktı, sesin geldiği yöne.Gördüğünden bir şey anlamadı.Tilki, davulu ne bilsin.Saf saf düşündü. "Bu da ne acaba? Nasıl bir yaratık bu böyle?" diye...Fakat sesi böyle ilginç olur da tadı olmaz mı? Bu düşünceyle horoza değil ona saldırmayı kurdu aklından...Bir süre bekledi.Davul rüzgarın sallamasıyla, "güm güm de güm güm!" diye sesler çıkarıyordu.Tilki,gerildi gerildi, davula doğru atıldı birden.

    Fakat bir de ne görsün! İçi boş bir kasnak...

    Yiyecek gibi değil.

    Bu arada horoz da kaçmıştı.

    Tilki, yaptığına pişman, önüne baka baka uzaklaştı oradan.
 
 
LA FONTAİNE DEN HİKAYELER
AĞUSTOS BÖCEGİ İLE KARINCA
Ağustos böceği bütün yaz, saz çalmış şarkı söylemiş. Karakış birden bastırınca şafak atmış zavallıda; Bir şey bulamaz olmuş yiyecek: Koskoca ormanda ne bir böcek, ne bir sinek. Gitmiş komşusu karıncaya:
- Aman kardeş demiş, halim fena; bir şeycilkler verde kışı geçireyim, yaz gelince öderim. İnan bana. Ağustosu geçirmem söz sana. Ödemezsem eğer, böcek demesin kimse bana.
Karınca iyidir hoştur ve çalışkandır bilirsiniz ama eli sıkıdır biraz. Can verir, mal vermez.
- Sormak ayıp olmasın ama demiş, bütün yaz ne yaptınız?
Ne mi yaptım demiş ağustos böceği; gece gündüz şarkı söyledim, fena mı ettim sizce?
- Yooo. Demiş karınca ne mutlu size; ama hep türkü söylemek olmaz; kışın da oynayın biraz.
 
 
 
Facebook beğen
 
Reklam
 
 

Web Analytics

KİLİS YEMEK RESİMLERİ
 









< iframe width='640px' height='397px' frameborder='0' src='http://www.startv.com.tr/Embed/WebTV.aspx?id=3805&movie_target=startv_videoad_webtv' />,
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=