İzziye Kazasının Kuruluşu ve Milli Mücadeledeki Yeri

ANKARA ÜNiVERSİTESİ DİL VE TARİH-COĞRAFYA FAKÜLTESİ
TARİH ARAŞTIRMALARI DERGİSİ
YIL: 2005 - SAYı: 37'den

Ayrı Basım

PROF. DR. YÜCEL ÖZKAYA'YA ARMAĞAN

İZZİYE KAZASININ KURULUŞU VE
MİLLİ MÜCADELEDEKİ YERİ
The Establishment of Izziye District and Its Place in Turkish National Struggle

Mustafa ÖZTÜRK

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

______________________________________________
ANKARA ÜNVERSITESI BASIMEVI - ANKARA /2005

 

 

İzziye Kazasıınn Kuruluşu ve Milli Mücadeledeki Yeri
The Establishment of İzziye District and Its Place in
Turkish National Struggle

                                                                                                             Mustafa OZTURK

Öz

Osmanlı idari teşkilatında konar-göçer aşiretler nahiye veya kaza statüsünde birer idari birim olarak taksim edilmişlerdir. Bu suretle onların idari, malı, askerı ve güvenlik bakımından kontrol edilmeleri sağlanmış oluyordu. Mesela; Halep Türkmen Kazası, Türkiin, Ebu Tahir nahiyeleri bu cümledendir.
16. Yüzyılda Kilis merkez olmak üzere, Halep, Birecik, Urfa, Samsat, Kiihta, Gerger, Hısn-ı Mansur (Adıyaman) ve Amik Ovalarına yayılmış bulunan Ekriid cemaatleri de İzzeddinlü veya Ekriid Kazası olarak taksim edilmiştir. Bütün bu bölgeye yayılan cemaatler İzzeddinlü Taifesi olarak biliniyordu ve İzzeddin Bey de Mır-i Ekriid idi. Bu gelenek 19. yüzyıla kadar devam etti.

19. yüzyılın ikinci yarısında aşiretlerin iskiinı kaçınılmaz hale gelmiş ve 1865 yılında Fırka-i İslahiye çalışmaları çerçevesinde İslahiye ve Hassa kazalarıyla birlikte İzziye Kazası da kurulmuştur. Merkezi Cukanlı ve Sapkanlı köyleri olan Kazanın Okçu İzzeddinli, Amikı ve Şeyhler cemaatleri de Nahiye haline getirilmiştir. 1895 yılına kadar kaza olarak kalan İzziye, bu tarihte Kilis'e bağlanmıştır.
İzziye Kazası, Halep-Maraş yolunun önemli bir mevkiinde olması dolayısıyla, Mondros Mütarekesinden sonra Fransızların Anadolu 'ya ilerlemeleri sırasında, Şubat 1919'da Fransızlara karşı ilk mücadeleleri başlatmışlar ve 1920 yılının sonbaharına kadar büyük yararlıklar göstermişlerdir. Ancak 16 Ekim 1921 Ankara Antlaşmasıyla İzziye kazasının bazı köyleri Fransız mandası altındaki Suriye'de kalmıştır.

1938 tarihindeki sınır olaylarında Okçu İzzeddinli cemaati Fransızların bölgedeki otoritesini hayli zayıflatmıştır. Bu gelişmelerin Hatay Meselesinin çözümünde önemli bir etken olduğu aşikiirdır.
Anahtar Kelimeler: Kilis, Halep, İzziye, İzzeddinli, Milli Mücadele, Hatay Meselesi.
--------------------------------------------------------------------------------------
X Prof. Dr. Fırat Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarihi Bölümü - ELAZIĞ

 

 

                                                                                                                                Mustafa Öztürk

Abstract

In the Attornan administrational organization nomadie tribes were divided as administrative units in statutes of Nahiya and Qada. So they eould be eontroled by the perspeetives of administrative, eeonomie, militarial and seeurity . For example, Aleppo Turkoman Qada, Turkiin and Abu Tahir Nahiyas were so.
In 16th century, Kilis as the centre of Akriid Tribes which were spreaded to Aleppo, Birejik, Urfa, Samsad, Kahta, Gerger, Hısn-ı Mansur (Adıyaman) and Amik, were divided as İzzeddinlü or AkrM Qada. All these religious communities which had spreaded to the area were known as İzzeddinlü Taifesi. And also İzzeddin Bag was Mir-i Akriid. This tradition continuro until 19th century.
At second half of 19th century it become nesesary to settle the tribes and in 1865 İzziye Qada was founded near Islahiye and Hassa Qadas with the attempts Firqa-i Islahiya. Also the religional communities Oqju İzzeddinli Amiki and Sheyhler Tribes in the qada which had Juqanlı and Sapqanlı villages as the centre were made nahiyas. İzziye, which was stilI Qada until 1895, was linked Kilis at the same year.
Being on the significant location on the road of Aleppo-Marash İzziye Qada af ter the Moundros Pact, during the marshing of French ahead to Anatolia on February 1919, they started the first struggles against the French and until the autumn of 1920, they were reaııy presented their beneficial services. But, with Ankara Paet, wie/ı was singed on Oetober 16, 1921, some villages of İzziye were lefi in Syria, whie/ı was uııder French Mandate.
At the boundary events in 1938, Oqju İzzeddinli Tribe weakened the authority of Freneh over the area. lt is dean that, these developments were important faetors in the solutions of Hatay Question.
Key words: Kilis, Aleppo, İzziye, Oqju İzzeddinli, National Strauggle, Hatay Question.

Giriş
Osmanlı idare teşkilatında konar-göçer cemaatlerin bir kaza statüsünde teşkilatlandınlmaları geleneği vardır. Bu gelenek ile geniş bir nüfus potansiyeline sahip olan cemaatler, hem merkezı otoriteye bağlanmış oluyor hem de vergi alınabiliyor ve onların askeri güçlerinden faydalanılabiliyordu. Bu usul ile aynı zamanda onların başıboş bir şekilde hareket etmeleri ve çoğu zaman iç güvenliği tehdit eden bir unsur olmaları da önlenmiş oluyordu.
Her kaza bir taraftan ticarı ve diğer taraftan kültürel üstünlüğü ile yani çerçevesini bir kasaba veya şehir ile böyle bir topluluk merkezini çevrelerniş köylerin teşkil ettiği adli-idari bir birliği ifade etmekteydi. Şu halde kazaların doğuşu tarihı bir seyir içinde meydana gelmekte olup, bunu yaratan etkileri

 

 

 

 

İzzetiye Kazasının Kuruluşu ve Milli Mücadeledeki Yeri

 

de tarihi iktisadi coğrafi ve kültüre olarak düşünmek gerekir. Ancak hiçbir kasaba veya şehir olmaksızın sırf köyler grubu halinde teşkil edilmiş kazalar da az olmakla beraber mevcut idi ve böyle yerler tabiatıyla kazaların doğuşlanna esas olan kuralı bozmuyordu. Bir merkez kasabası bulunmayan bu tür kadılıklar eski yerli idari bölümden kalma olmayıp büyük ihtimalle Türk göçebe hayatını bir icabı idi. Türkiye'de kazalara merkez görevi yapan kasaba ve şehirler, bir kısmı Türkiye kurulduktan sonraki devirde doğmuş olsa da büyük çoğunluğu itibariyle Bizans, Roma ve belki de daha eski devirlere kadar giden uzun bir tarihe sahiptirler. Mesela Ankara sancağı içindeki Türkmen Kadılığı herhangi bir merkez kasabasına sahip bulunmadığı gibi, Bozok sancağının da bir merkezi yoktu. Bu dönemi sonuna doğru kurulan Halep Türkmen Kadılığının da merkez kasabası bulunduğu bilinmiyor. Her üçü söylenen bölgede yaşayan ve aynı aşiretten olan Türkmen obalarını bir idare altında toplamak amacıyla teşkil edilmiş birleşimlerdi1. Aynı amaç ve şartlarla Diyarbakır' daki Türkan cemaati Türkan Nahiyesi, Harput'ta Ebu Tahir Cemaati, Ebu Tahir Nahiyesi olarak teşkilatlandınlmıştır. Gene Konya'daki Turgutlu cemaati Turgut İli Nahiyesi, Cihanbeyli cemaati de Cihanbeyli Nahiyesi (sonradan kazası) olarak teşkil edilmiştir. Bugünkü yerleşme coğrafyamızda cemaat adına kurulmuş pek çok kaza ve yer adına rastlamak mümkündür. Mesela Manisa'nın Ahmetli kazası, Rakka iskanına tabi olup, iskan olmayıp buraya göçüp yerleşen Reyhanlı cemaatinin Ahmetli kolunun adına atfen kurulmuş bir kazadır.
Konumuz olan İzziye Kazası da meşhur İzzeddinlü Cemaatinin Okçu İzzeddinli koluna hasreten kurulmuş bir kazadır. İzziye kazası Halep Türkmenleri veya Ankara Türkmenleri gibi göçebe olan aşiretlerin idaresi amacıyla kurulmuş bir kazadır. 16.yüzyıldaki adı Ekrad Kazasıdır. Kadısına da Ekrad Kadısı denmektedir.
İzzeddinlü cemaatinin 16. yüzyıldaki teşkilatı, boy ve oymakları ile nüfusu hakkında müstakil bir çalışmamız yayınlanmış bulunmaktadır. Bu makalemizde Okçu İzzedinli bölgesinde İzziye Kazası 'nın kuruluşunu ele almaya çalışacağız.
Okçu İzzeddinlü Cemaati, Milli'yi bağlı Türkman Ekradı cemaatidir.
1519-1520 tarihli ilk Osmanlı tahririnde Ordu-yu İzzeddin Beyolarak geçmektedir. Bu, bize bu cemaatin Osmanlı fethinden önce bölgede meskOn olduğunu göstermektedir. Ordu tabiri ise, Boybeyinin cemaatini ifade eder. Yani Mir-i Ekrad olan İzzeddin Bey, Okçu İzzeddinlü'dendir3.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------
1 Mustafa Akdağ, Türkiye'nin İktisadı ve İctimaı Tarihi ll, İstanbul, 1974, s. 83
2 Mustafa Öztürk, 16. Yüzyılda Kilis Urfa Adıyaman ve Çevresinde Cemaatler-Oymaklar, Fırat Üniversitesi Ona Doğu Araştınnalan Tarih Şubesi Yay., Elazığ, 2004
3 Osmanlı Devletinin bölgeyi fethinden sonra yaptığı ilk tahrirde bu şekilde kaydedilmiştir. 93 Numaralı Halep Mufassal Tahririnden naklen Bkz. Öztürk, a.g.e., s. 25

­

 

 

Mustafa Öztürk

İlk Osmanlı tahririnde, merkez Kilis olmak üzere, Halep, Birecik, Urfa, Hısn-ı Mansur, Kiihta, Gerger ve Amik Ovasında göçebe hayat tarzı sürdüren bütün ekriid cemaatleri İzzeddinlü Taifesi adı altında Mir-i Ekriid olan İzzedin Bey' in uhdesine verilmiştir. İzzeddin Bey'in çocuk bırakmadan ölmesi üzerine yerine Canpolat Bey Mir-i Ekriid olarak atanmıştır.
Ekriid cemaatlerinin hangi tarihte Kaza itibar edildiği hakkında kesin bir tarih vermek güçtür. Ancak ilk defa Kanuni'nin şehzadesi Bayezid'in İran tarafına gitmesi üzerine, bölgedeki bütün Beylerbeyleri, Sancakbeyleri ve Kadılarına, Bayezid'in güneye inmesini engellemek için tedbir almalarını isteyen 1558 tarihli fermanda Ekriid Kadılığı geçmektedir4. Aynı ferman Ekriid Kadısına da yazılmıştır O halde Ekriid Kadılığı bu tarihten önce kurulmuş olmalıdır. Bundan sonraki belgelerde Ekriid Kadılığı sıkça geçmektedir5. Bu gelenek 19. yüzyıla kadar sürecektir.
16. yüzyılda Ekriid cemaatleri merkezi otoritenin kurduğu düzen içinde boybeylerinin idaresinde varlıklarını sürdürdüler. 18. yüzyılın başlarına kadar, Ekriid cemaatlerinin asayişi bozan hareketlerine rastlanmamaktadır. Tersine 1683 Viyana kuşatmasından sonra başlayan Osmanlı-Avusturya Savaşlarına, 1689-1690 (h. 1101) tarihinde hatırı sayılır miktarda asker vermişlerdir. Kilis Ekriidının Okçu İzzeddinlü, Musabeğlü, Amiki, Şeyhlü, Com ve Matah, Reşi, Rişvan, Beriizi, Diniiyi, Biiziki ve Döğer boylarının çıkardığı asker sayısı 1.560 idi6.
Ancak 17. yüzyılın sonlarından itibaren aşiretlerin iskiinı politikasının bir neticesi olarak İzzeddinlü cemaatinden pek çok boyun Rakka'ya iskiin edilmeleri kararlaştırılmıştı. 18. yüzyılın başlarında itibaren sadece Ekriid aşiretleri değil, pek çok Türkmen aşireti de Rakka iskiinına tiibi tutulmuşlardır. 18. yÜzyıl, bir bakıma iskiin meselesinin ön plana çıktığı bir dönem olmuştur. Devlet, aşiretlerin iskiinı ile hem onların askeri gücünden faydalanmak, hem bir türlü alınamayan vergileri toplamak ve hem de iç güvenliği tehdit eden bu unsurları Rakkii'ya iskiin etmekle iç güvenliği sağlamak hedefini gütmüştür?
Bilindiği gibi, bu dönemde devletin aşiretleri iskiin etmek istediği iki bölge vardır. Bunlar Kıbrıs ve Rakka' dır. Dikkat edilirse her iki bölge de stratejik önemi haizdir. Rakka, Fırat dirseği olarak bilinen ve Suriye Çölünün başladığı bölgededir. Buradan itibaren Arap nüfusu yoğunluk kazanmaktadır. Hele daha 16. yüzyıldan beri kuzeye doğru hareket eden
----------------------------------------------------------------------------
4 Mühime 3, Hüküm: 59'dan aktaran Öztürk, Cemaatler-Oymaklar. s. 23
5 Mühime 33, 34'ten aktaran Öztürk, a.g.e., s. 24
6 Mühime 99, s. 48-56'dan aktaran Öztürk, a.g.e., s. 82-83
7 Aşiretlerin iskanı hakkında daha geniş bilgi için Bkz. Cengiz Orhanlu, İmparatorluğunda Aşiretlerin İskanı. İstanbul, 1987; Yusuf Halaçoğlu, XVllI. Aşiretlerin İskan Siyaseti ve Aşiretlerin Yerleştirilmesi, Ankara, 1988

 

 

 

 

 

İzzetiye Kazasının Kuruluşu ve Milli Mücadeledeki Yeri

 

Anaze ve Şammar Arap kabileleri, güney sınırlarını tehdit etmeye başlamasıyla Rakka iskanının önemi artmıştır. Bunun için devlet Rakka iskanına özel bir önem vermiş,  Q.!u.' dan  üı:kmen ve Ekrad aşiretlerini şuurlu bir _şekilde yerleştirmeyi hedeflemiştir. Başka bir deyişle Rakka ve aynı şekilde Kıbrıs'ıi yapiliınisk1fiiıar; saaece bir iç güvenlik meselesinin halli amacıyla değil, şuurlu bir iskan politikanın neticesi olarak yapılmıştır.
Ama Rakka coğrafyası, konar-göçer olan aşiretlerin yaşamasına pek elverişli değildi. Sıcak çöl ikliminde yerleşik bir tarzda yaşamak, geleneksel hayat tarzlarına alışmış olan aşiretlere göre değildi. Üstelik bu aşiretler zabt u rabt altına girmekten kaçınıyorlardı. Bunun için de bir yolunu bul up Anadolu içlerine kaçıyorlardı ki bunlara Rakka Firarileri veya Rakka Parakendeleri deniyordu. Okçu İzzeddinlü cemaati de Mayıs 1696 (Eva' il-i Şaban 1107) tarihinde yayınlanan bir fermanla Rakka'ya iskan tabi tutulmuşlardır8. Okçu İzzeddinlü Cemaatinin Rakka'ya iskan ve oradan firar etmeleri, yaptıkları eşkıyalıklar ayrı bir çalışmanın konusu olacak kadar geniş bir alan olduğundan başka, bizi asıl konumuzdan uzaklaştıracağı düşüncesiyle burada tefemıata girmeyi uygun görmedik. Ancak şu kadarını
söyleyebiliriz ki; 18. yüzyıl kayıtları, Rakka firarilerinin bulundukları yerlerden bütün ağırlıklanyla iskan yerlerine göçürülmesini içeren belgeler ve bu arada onların yaptıkları eşkıyalıklarla doludur9.

İzziye Kazasının Kuruluşu
Bütün 18 ve 19. yüzyıl bölgede özellikle de Okçu İzzeddinlü cemaatinin eşkıyalık hareketleriyle geçmiştir. Tanzimatla birlikte yapılan ıslahatların bir neticesi olarak, aşiret iskanlanna da bir nihayet vermek, bu suretle merkezi otoriteyi sağlamak amacıyla ciddi tedbirler alınmıştır. Bu çerçevede 1865 tarihinde Derviş Paşa'nın kumandasında Fırka-i İslahiye kurulmuştur. Cevdet Paşa da Fırka-i İslahiye'de önemli görevler ifa etmiştir. Bölgedeki aşiretlerin iskanı kaçınılmaz olmuştur. Zira bölge Maraş-Halep ve Maraş­İskenderun yollarının üzerinde bulunuyordu. Bölgedeki aşiretlerin eşkıyalıkları, birbirleriyle olan mücadeleleri, bu yolların emniyetini ortadan kaldırıyordu. Öte yandan devletin alması gereken vergiler de bir türlü tahsil edilemiyordu. Bölgenin asayiş ve güvenliğini sağlamak, aşiretleri bir düzene koymak için Derviş Paşa ve Cevdet Paşa'nın başında oldukları Fırka-i
--------------------------------------------------------------------------------------------------
8 BA.Mühimme 109, Hüküm: 94
9 Halaçoğlu, a.g.e, muhtelif sayfalar; Orhonlu, a.g.e., muhtelif sayfalar; Mustafa Öztürk, "18. Yüzyılda Antakya ve Çevresinde Eşkıyalık Hareketleri", Bellefen, S. 211 (Aralık 1990), Ankara, 199 i, s. 963-992; Murat Çelikdemir, Osmanlı Döneminde Aşiretlerin Rakka 'ya İskilııı, 1690-1840, (Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Ens. Basılmamış Doktora Tezi), Elazığ, 2001; Şaban Bayrak, 18. Yüzyılın İkinci Yarısıııda Anadolu'da Eşkıyalık Olayları, (İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Ens. Basılmamış Doktora Tezi), Malatya, 1998

iMustafa Öztürk

Islahiye harekatı çerçevesinde aşiretleri iskan etmek amacıyla bazı kazalar kurulmuştur. Bugünkü İslahiye ve Hassa kazaları bu dönemde kurulmuşturlO.

Fırka-i İslahiye'nin çalışmaları çerçevesinde Halep'in kuzeyinde Kilis'in batısında Okçu İzz  bölgesinde de İzziye Kazası kurulmuştur. Cevdet Paşa' mn 4 Ağusto 965'(l1 Rebi'ül-EvveI1282) tarihinde yazdığı arizada, İzziye Kazasının kurUlmasının gerekçeleri şöyle dile getirilmektedir: "bu makUle aşayir ve nevfihinin münasebet-i mevki 'iyeleri bulunan sancak ve kazalara rabtı zımnında icab-ı halin icrası hususunun ve Tiyek ve Ekbez Nahiyelerinden mürekkeb olarak teşkilolunmuş olan kazanın Hassa ve KerkÜtlü ve Çerçili ve ilhamanlu ve Ekintili ve Keferdfz Nahiyeleriyle Delikanlı ve Celikanlı aşiretleri birleşdirilerek İslahiye ve Kürt Dağı dahi bir kaza itibariyle ve Şeyh İzzeddin namlanyla tesmiye kılınması ve mezkur İslahiye Kazasının Kaymakamlık Merkezi ittihaz olunarak kaymakamlığına Payas Kaymakamı saadetlu Şevki Efendi'nin ve Payas'a dahi izzetlU Veysf Efendi'nin tayin olunmaları ve Hassa Kazasının oraya rabtı hususu pek mÜnasib ve yolunda göründüğünden bu maddelerin mezkur İslahiye Kazası meclisine tayin olunan a 'zanın tahsisi gösterilen maaşlarının kabul ve tasdiki zımnında icra-yı icabatının Meclis-i Vala'ya havale... "ll.
18 Temmuz 1865 (18 Rebi'ül-Evvel 1282) tarihinde Cevdet Paşa ile Derviş Paşa'mn imzalarım taşıyan 45 numaralı arizada12 da konuyla ilgili şu ifadeler yer almaktadır: "Bu suretle bu havalinin ıslahı husule gelmiş olub ancak Maraş'dan Reyhaniye'ye kadar olan caddenin muhafaza-i emn ve asayişi Kürd Dağı 'nın dahi hüsn-ü zabıta tahtında olmasıyla beraber iki tarafın bir idarede bulunması mevkuf bulunduğundan ve bu havalinin ahval­i ihtilaliyesinden istifadeye alışmış olan Kilis vücuhunun bu havaliden eyadi­i dahI ve mÜfsidetleri kesilmek elzem olduğu halde Kürd Dağı 'nın ilerügelenleri orasının dahi müstakilen bir Kaza hey' etine konularak işbu İslahiye Kaymakamlığına rabtı istid'a ve bunun içün icab eden tahsisata medar olmak Üzere ilaveten senevf oniki bin guruş i'tasını ta 'ahhüd birle üst tarafının dahi Hazine-i Celfle'den ihsan buyurulmasını niyaz ve rica idüb bu halde Deli Halil ve emsali asanı Kürd Dağı 'na uğratmamak üzere mahzar-ı tertfb etmeleriyle ber-muceb-i istid'a Kürd Dağı 'nda dahi müceddeden bir Kaza teşkil ile nev-yave-i bağ-ı şevket olan İzzeddin Efendi Hazretlerinin
-----------------------------------------------------------------------------
Lo Fırka-i Islahiye hakkında Bkz. Cevdet Paşa, Tezfikir lll, (Yay. Cavid Baysun), Ankara, 1991, Cevdet Paşa, Ma'ruzat, (Yay. Yusuf Halaçoğlu), İstanbul, 1980, Hilmi Karaboran, "Die Aktionen der Firka-i Islahiye und İhre BedenlUng mr Einen Strukwandel der Oberen Çukurova (Türkei)- Die Austrottung des Nomedentums", Review Geography Institu University istanbul, 1978, p. 149-162, aynı müellif, "İslahiye ve Hassa'nın Kurulundan Önce Bu Yöredeki Yerleşme Durumu-Bir Yerleşme ve Tarihi Coğrafya Araştırması" V. Milletlerarası Türkoloji Kongresi Tebliğ/eri i (Türk Tarihi 1), (İstanbul, 23-28 Eylül, 1985) İstanbul, 1986, s. 303-329; Nuri Yavuz, Fırko-i islahiye, Ankara, 2004
ıı BA. Cevdet Hariciye 24169, 44 numaralı ariza. 12 BA. Cevdet Hariciye 24169,45 numaralı ariza.

 

 

 

iİzzetiye Kazasının Kuruluşu ve Milli Mücadeledeki Yeri

 

nam-ı sami-i asarına nisbette İzziyye tesmiyesi varid-i hatır olmuş ise de bu dahi müsa 'ade-i seniyyeye menut buyurulmuşdur".
İzziye Kazasının adı yukarıdaki arizada Şeyh İzzeddin' e atfen verilmesi teklif edilmişken, bu arizada Şehzade İzzeddin Efendi' nin adına izafe edilmiştir. Bilindiği gibi, Kilis merkez olmak üzere Halep'ten Urfa, Adıyaman ve Malatya sınırına kadar olan bölgede yaşayan Ekrad cemaatleri Mir-iEkrad Şeyh İzzeddin Bey'e bağlıydı ve bütün bu cemaatlere İzzeddinlü Taifesi deniyordu.
Kürt Dağı'nda Hıristiyan veya Yahudi ahali bulunmadığından, bütün üyeleri bölgedeki ahalinin önde gelen Ağalarından oluşturulan bir Kaza Meclisi kuruldu ve Kürt Dağı'nın ıslahı da onlar aracılığıyla yürütüldü13. Kazanın merkezi Cukanlı (bugünkü Çalkaya) ve Sapkanlı köyleri idi. Kazanın, Okçu İzzeddinlü, Şeyhler ve Amikf aşiretleri de birer nahiye olarak teşkil edildi.
Cevdet Paşa tarafından 1865 yılında teklif edilen İzziye Kazasının kurulması Hükümet tarafından da kabul edilmiştir. 1868 (1285) tarihli Haleb Salnamesinde de Halep Vilayetine bağlı bir kaza olarak zikredilmiştirl4. Buna göre "Kaza-i mezkurun merkezi olan İzziye kasabası Sabkanlu ve Cukanlu isimleriyle iki mahalleden ve Okçu İzzeddinlü ve Şeyhlü ve Amikf nam üç nahiye itibariyle mecmu'-u kaza yüzsekiz karyeden ibarettir,,15. Okçu İzzeddinlü, Şeyhler ve Amiki nahiyeleri, gerçekte birer aşirettir. Bu aşiretler nahiye olarak taksim edilmiştir.
1865 tarihinde Halep'in idari taksimatı şöyleydil6;
ı. Haleb Livası: Halep, İdlib, Cisr-i Ş uğur, Harim, Antakya, İzziye,
Kilis, Ayıntab, Bab ve Cebbul kazaları,
2. Urfa Livası: Urfa, Birecik, Suruc, Kal'a-i Rum kazaları,
3. Maraş Livası: Maraş, Pazarcık, İslahiye, Bulanık, Elbistan, Zeytun,
Andırın, Hassa, Kazan, Haçin, Beylanköy, Kars-ı Zülkadriye kazaları,
4. Adana Livası: Adana, Tarsus, Mersin, Kara İsalu, Payas, Osmaniye,
Beylan kazaları.
İzziye Kazasının idari taksimatı ise aşağıda görüldüğü gibidir:

-----------------------------------------------------------------------------------------------------
,tD Nuri Yavuz, Fırka-i islahiye, s. 66
141285 Tarihli Haleb Salnamesi, Def'a 2, İstanbul, 1285, s. 149
15 Halep Salnamesi, s. 149
16 Hilmi Bayraktar; xıx. Yüzyılda Halep Eyaleti'nin iktisadi Vaziyeti, Fırat Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Merkezi Tarih Şubesi Yay., No: 7, Elazığ, 2004, s. 20

 

 

 

 

Mustafa Öztürk

1. Okçu İzzeddinlü Nahiyesi
Çerçili-i Sağir, Beko Abası, Alikarlu, Solaklu, Gürzil, Bağçe-i Sağir, Avkanlu, Şerifanın, Bereket, Sapkanlu-i Kebir, Kurna, Hacı Kasımlu, Arabuşağı, Mastah, Kantara, Çeşlik (Habeşlik), Berkend, Pertikli, Bali Abası, Hıdıryanlu, za 're, Habash, Hasancah, Hacı Musa, Öküzlü, Ma'saracık.
2. Amikf Nahiyesi
Zerkiinlu, Çakalkapu, Sağır Abası, Kurugöl, Hallik Uşağı, Kutanlı, Kutanlı-i Kaş Uşağı, Kurt Uşağı, Beylanköy, Hasandirli, Şuryeoğlu İbrası, imadlu, Aynu'l-Hacer, Büyük Karkın, Tell-Tavil, Kesik Gürzil, Alender, Halil Göklü, Hacı Bilal, Erze Turukanlu, Şeyh Ankala, Kara Melik, Şerşab, Şeyh Çakallusu.
3. Şeyhler Nahiyesi
Dünbüllü, Gürganlı-i Tahtani, Türkiinlı-i Fevkani, San Uşağı Bağdatlı, Hasan Gülgavi, Kuragu, Gümüş, Şadiyanlu, Kale, Gümüş, incirlü, Müskü, Reco Abası, Adarnanlu, Heykanlu/Höykiinlu, Maskanlu, Mamati, Şerşab, Hacı Haliloğlu, Ma 'mel Uşağı, Halilömer Uşağı, Sat Uşağı, Ma 'olcik (?) Çalkamaoğlu, Gülyanlu, Güranlu, Cahatlu, Çakmak, Çintmi, Potli, Günde, Simalhili, Valikli, Teberolaklı, Davud Abası, Kıllı Kara Baba, Kırktrik, Pisiklu, Çiftakanlu, Altanlu, Küsiyanlu, Tepe Obası.
1869 tarihli salnamede herhangi bir değişiklik görülmemektedir. Ancak Okçu izzeddinlü nahiyesine Hisar, Şingil, Gülgüman, Vicli, Bulamaçlı, Kocanh, Sapkanlu-yi Sağir ve Deli Osman köyleri ilave edilmiştir. Herhalde ilk taksimatta da olan bu köyler, sehven kaydedilmemiştir!?
Bu taksimat 1876 tarihine kadar sürmüştür. Bundan sonraki taksimatlarda izziye nahiye ve köyleri Kilis'e bağlanmıştır. Zikredilen dönemle ilgili olarak  azdığı eserde bölge hakkında geniş bilgi veren Kamil
Bali!8, Kilis Kazasını; -A 'zız-ı Türkman - A 'z -ı Fellah'. "Münbici' -1 Fevkani,
Lı- Musabeğli; Şikakı, Amiki,' Okçu izzeddinlü, 'Şeyhler vl Com nahiyelerine       ayırmaktadır!9. Bu nahiyeler, nüfuslarıyla birlikte aşağıda verilmiştir.
--------------------------------------------------------------------------------------------
17 1286 Tarih Haleb Salnamesi. Def'a 3, İstanbul, 1286
18 Kamil el-BMi'1-Halebi, Ki/abu Nehru'z-Zeheb ii Tarih-i Haleb 1, (Neş. Dr. Şevki Şa'as Mahmud Fahuıi), İkinci Baskı, Haleb, 1991
19 Kamil BM!, a.g.e.. s. 282-286

İzzetiye Kazasının Kuruluşu ve Milli Mücadeledeki Yeri

1. Musabeğli Nahiyesi:

Şeyh Horoz ıo5

Bavık 110

 

Cavuş Köv 36

 

Saatli 96

 

Tat Köy 40

Murad Hövüi!ü 261

Mağaracık 75

Mezra'a-i Murad Ai!a 55

Dii!er Murad Hövüı1ü 3

Çoşo 38

 

Karbeyaz 54

Esbioğlu 29

 

Alyanlı 78

Şematir 101

Dilhin-Aran

(bugünkü

 

 

 

 

Duhavdaran) 84

 

Mezra'a-i ŞiT 16

Bekolar 24

Dostanlı 91

 

Merdanlı 158

Arzab 14

 

Hacılar 52

 

Hayoğlu 33

Üçpınar 43

Şenikce 33

 

Boğaz-ı Kerim 39

Zengü143

 

BakU 135

 

Varaklar 44

Eşek Kuyu-yı Fevkani 67

Kızılkend 130

 

Gökçeli 67

Tahtah Kara Tavıl 74

Hüseyinoğlu 118

 

Zabular 23

ÇInar 179

 

İsmailik 23

 

Kocalar 35

Tayğan 22

Kalecik-i Fevkani 66

Kör Ahmet Höyüı{ü 117

Fezke 11

 

Kara Tut 119

 

Mezra'a-i Hatun 52

Kaman 40

 

Cenbek 74

 

Ağcakend 98

Eşek Kuyu-yı Tahtani 42

Haracoğlu 28

 

Büyük

KadrimlKurdum

Küçük

KadrimlKurdum

Kürtüncü 81

 

92

 

54

 

 

 

Haskanlı 98

Siptiroz 198

Tokac Gemrii!i 133

Kara İsmail 44

Tatar Gemriği 56

Kastali 89

 

Fericek 111

Ferise 38

 

Kozcağız 94

 

Kal'eeik-i Tahtani 67

Gök Musa 121

Harsik 63

 

Şilgin/Şelgin 136

Şah Veli 200

Dünbüli ıo8

 

Söı{ütlü 252

Bektaşoğlu 33,

DilZer BektaşoiHu 2

Şaltah 17

 

Mersavi 54

Aşair-i Arab 1356

Toplam Nüfus

6.772

 

 

 

 

2. Şikaki Nahiyesi

 

Zeytunek 54

Saateik 134

Alıcı 90

Duraklı 40

Diğer Duraklı 1

Belursek (?) 65

Ali Bizanlı 137

Cemanlı 94

İmranlı 72

Meydanke 263

DilZer Mevdanke i

Naz Uşai!ı 80

Dildirli 85

Gemrik 207

Halubi 97

Göbelek 31

Kefer Rum 40

Kurt Kulai!ı 189

Kara Kurt Kulağı 37

Kara Tepe 43

Kefer Miz 24

Meş'ale 112

Diğer Meş ale 6

Zağanlı 78

Körtük 32

Şeranlı/Şiranlı 277

Selkanlı 227

Kastal 98

 

 

Toplam Nüfus

2.614

 

 

 

Mustafa Öztürk

3. Amiki Nahiyesi

Keşk 27

A yn Hacer 39

İmarlı 42

İbraz 183

Durmuşkanlı 159

Sitare 161

Ankala 69

Şeyhü'I-Hadid 591

Kırmitlik 375

Şeyh Çakallu 157

Emek 99

Hacı Bilal 80

Halil Güllü 189

Catal Kuyu 70

Rizkanlı 57

Gülanlı 65

Gürzil 90

Alender 27

Kaş Uşağı 52

Sağır Aba 215

Kutanlı 141

Halo Uşağı 94

Kuru Göl 141

Kurd Uşağı 84

Kutanlı, 107

Hasan Virli 99

Şorba Oğlu 179

Büyük Karkın 57

Küçük Karkın 51

Azab Tel-Tavill4

Toplam Nüfus

3.714

 

4. Okçu İzzeddbılü Nahiyesi

Berkeş 157

Bülbül 287

Diğer Bülbül 2

Avkfmlı 112

Hayamlı 107

Çarçili 222

Alikarlı 16

Şingili 50

Kocanlı 109

Hisar 118

Hasancalı 377

Vidi 102

Gülgüman 141

Sabkanlı 30

Bulamadı 141

Bertikli/Pertikli 106

Bali Ahası 96

Kuma 104

Cemiliye veya Suriye 85

Şarkiyanlı 130

Hıdıryanlı 157

Berbend 63

Öksüzlü 205

Mabatlı 726

Kantara 144

Diğer Kantara 21

Hacı Kasımlı 159

Ma'saracık 135

Arab Uşağı 186

Saşlik 145

Solaklı 328

Bağçe-i Sağir 44

Za're 74

Beko Ahası 181

 

 

Toplam Nüfus

5.060

 

:j

5. Şeyhler Nahiyesi

Çalkama 81

Cerhatlı 32

Gülanlı 47

Şeyh Bilanlı 48

Gürganlı 146

Gürganlı-yı Tahtani 93

Sarı Uşağı 109

Sat Uşağı 88

Sa'uIcik 84

Gumit 246

İncirli 213

Şadiyanlı 232

Kal'a32

Gümraş 78

Halil Ömer Uşağı 23

Hasan Gülgavı 71

Kuda Köy 122

Ömer Uşağı 112

Ma'mul Uşağı 427

Dönelli/Donilli 205

Musiko 216

Osmanlı 73

Ba'danlı 421

Hulkaıı 38

Raco Aba 113

Güranlı 50

Hacı Halil 250

MeskanlılMüsikanlı 62

Mamalı 118

Çakmaklı 224

 

İzzetiye Kazasının Kuruluşu ve Milli Mücadeledeki Yeri

 

Cenceli/Cincili 185

Boııu 39

Kara Baba 44

Ferfek 49

Altanh 25

Ca'ankanlı 55

Ala Viran 12

Bilaliköy 62

Tepe 73

Gavende 94

Valikli 46

Zuzu 121

Semalikli 104

Kusiyanlı 93

Bender Keli 33

Toplam Nüfus

5.089

 

6. Com Nahiyesi

Arş-ı Kabar 116

DavrandeITuranda 98

 

Basut 198

Burc 113

Kefir 65

 

 

Gazaviye 116

Şadır 81

İskan 108

 

 

Cemelan 205

Tel-Selure 45

Divane 37

 

 

Hacıyar 25

Feriri 57

Tel-Karak 19

 

Hamilik 15

Ramadiye 28

Tel-Hamo 35

 

Re'sü'l-Ayn 29

Kefer Zeyd 55

Telef 35

 

 

Kefer Batra 23

Anderiye 20

Kefer Deli-yi Tahtani9

 

Kefer Deli-yi Fevkani126

Gürgan 115

Kara Bişar 119

 

Rulkan 152

Ebu Ka'be 15

Harzan 65

 

 

KocamanlKocman 49

Cıvık 290

Kevkan 65

 

 

Satyan 101

Eşkan-ı Şarkil 03

Gümüş Burc 53

 

Çakaııı 54

Meşke 24

GüranlGevran 70

 

Matmata 14

Haltan 91

Kürdan 92

 

 

Kefer Safra 118

Yalankoz 69

Yakallur 26

 

Zendegan 55

İki Ahur 166

Hacı

Hasanlı

ve

Rudanlı 133

 

Ramazanh 136

 

 

Haziyanlı 127

Mirkanlı ve Şirkanlı 124

 

Mervan III

Yanmca 154

Dadgir 254

 

Büyük aba III

Tepe 51

Ma'arta 246

 

Halnir ve Kefer Şii 72

Babllt 51

Kevkebe 29

 

Betive 9

Kersantaş 21

EI-Cedide 26

 

Ez-Ziyadiye 13

Ömer Ağa Kışlası 355

Heyikce 72

 

Eşkan-ı Garb 86

Nesriye 102

Seferiye 48

 

Hacı İskender 122

Cenderes 171

Sadaya 87

 

 

Muhammediye 12

Kurbiye 56

Cal Bor (?) 141

 

Şeyh Seydi ve Com 43

Batlimyan 93

Deyr-i Mişmiş 41

 

Belina 178

Çatal Ziyare 79

Akibe 92

 

 

Halidiye ve Arab 43

Toplam Nüfus

7.053

 

 

 

 

Mustafa Öztürk

1867 yılında 1220 hane (1220x5=6.1O0) nüfusa sahip olan İzziye kazasında gayrimüslim bulunmamaktadır2°.1892 (1310) 1310 tarihinde Kilis kazasının Müslim-gayrimüslim toplam nüfusu 120.645 kişidir. İzziye bölgesindeki nahiyelerin toplam nüfusu ise 30.302' dir. Kamil B ali, asker kaçaktarının ve diğer sebeplerden dolayı yazılmayan gizli nüfusu da %30 oranında tahmin etmekte ve bu nüfusu ilave etmek gerektiğini belirtmektedir21.
1895 tarihinde gene İzzeddinlü Cemaatinin önemli bir kolu olan Musabeğlü cemaati adına Musabeğlü Kazası kuruldu ve İzziye kazası da Musabeğlü'ye bağlı bir nahiye haline getirildi. Nihayet 1995 yılında Kilis'in il olmasıyla Musabeyli Kilis'e bağlı bir kaza oldu.

Milli Mücadelede Okçu İzzeddinli Cemaatinin Faaliyetleri
30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütarekesiyle İzziye ve Okçu İzzeddinli'ye bağlı pek çok köy Suriye sınırları içinde kalmıştır. Bunlardan bazıları; Hıdıryanlı, za 're, Bülbül, Kurna, Hayamlı, Karkın, Bali Obası/Baliköy, Şeyh Horoz köyleridir. Com nahiyesinin Amik ovasında kalan birkaç köyü hariç tamamı Suriye sınırları içindedir.
Mütarekeden sonra bölgenin Fransız hakimiyetine verilmesinin ardından başta Kilis olmak üzere İslahiye, Maraş ve (Gazi)Antep Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Güneyden Adana ve Maraş'a giden yolların üzerinde bulunan Okçu İzzeddinli Nahiyesi, bu coğrafi mevkii dolayısıyla stratejik bir önemi haizdi. Okçu İzzeddinli Nahiyesi halkı Fransızlara karşı ilk direnişi göstermiştir. Kilis ve İslahiye'nin işgali üzerine buralardan kaçan Müslüman halk İzzeddinli bölgesine sığınmıştır. Bu sıralarda Aşiret Reisi Sapkanlı köyünden Hacı Hannan Ağa, müdafaanın ancak silahla mümkün olabileceğini ifade ederek, aşirette eli silah tutanların silahlarıyla birlikte toplanmalarını, silahı olmayanlara da Halep'ten silah satın alınarak silahlandırarak çete adı verilen müfrezeler kurdurmuş ve silahlı mücadeleyi başlatmıştır22.
Şubat 1919 başlarında Tahtaköprü mevkiinde pusu kurmak üzere olan birkaç düşman askerine ateş açılarak biri öldürülmüş, ikisi de esir edilerek ilk çarpışmalar başlamıştır. "Hakimiyet ve istiklô1 hakkını müdafaa silahı, ilk
-------------------------------------------------------------------------------------------
20 Hilmi Bayraktar, 19. Yüzyılda Halep, s. 23 21 Kamil Bali, a.g.e., s. 286
22 Konuyla ilgili kaynak Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Arşivinde 74/17561 numara ile kayıtlı "1922'de Okçu İzzeddinli Aşireti Tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerine Gönderilen Risa1e"dir. Bu Risale Fahrettin Kırzıoğlu tarafından yayınlanmıştır. Bkz. Kırzıoğlu; Dağıstan-Aras-Dicle-Altay ve Türkistan Türk Boylarından Kürtler, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yay., Ankara, 1984, s. 38-54

 

 

 

 

iİzzetiye Kazasının Kuruluşu ve Milli Mücadeledeki Yeri

 

önce olarak Kürt Dağı 'nın Okçu İzzeddin nahiyesinde aşiretin reisi Şeyh İsmail-zade Hacı Hannan Ağa tarafindan 335 Şubatının bidayetinde Tahtaköprü adlı yerde göriilen üç Fransız zabitine ateş etmekle patlatılmış ve artık mücadelat ve mücahedat-ı mil/iye o havalide bunun üzerine tevalf ile 22.10.1920 tarihli i 'tilafa değin temadf etmiştir,m. Ertesi gün kayıplarını aramak için Meydan-ı Ekbez'den gelen 150 civarındaki düşman askeriyle müsademeye girişilmiş, düşmana 11 ölü ve 20 kadar yaralı verdirilerek, Meydan-ı Ekbez'e geri dönmeye mecbur edilrnişlerdir24. Şubat ortalarında İslahiye'den gelen tren Tahtaköprü boğazında tahrip edilmiş ve düşman geri dönmeye mecbur edilmiştir.
En ciddi müsademe 18 Mart 1919 tarihinde bugün dahi bölge halkı arasında tarih başı kabul edilen ve "Hisar Harbi" olarak bilinen müsademedir. Aşağıda künyesi verilen Risale, bu olayı şu şatırlarla vermektedir25 :

 

"Kilis havalisi Kuvva-yı Mil/iye kumandanı Polat Bey Bilanki karyesinde teşkilat yaparken, Kilis Miidafa-i Mil/iye Hey'etinden Hacı Şerif
oğlu Mehmet ve Dabisoğlu Sakıb ve Hacı Tahir oğlu Mehmet Efendiler Okçu İzzeddinlilere muavenet için Bey akrabasından Hacı Hannan Ağa 'nın karargahına geldiklerinde düşmanın fevkalade mücehhez bir taburluk kuvvetinin Racu' dan hareketini haber almakla tertibata başlanılmış düşman Hayamlı'dan Aliger tarikiyle Çerçili içinden Hisar ve Şingil ve Beyobası mabeynine muvasalatta her taraftan abluka edilip sabahın saat birinde müsademeye başlanılmıştır.
Polat Bey'in Bilanki'deki teşkilatı üzerine Hacı Hannan Ağa'ya gönderdiği imdat kuvvetlerinden Karacalı Nahiyesinden İsmail Ağa riyasetindeki çete müfrezesi vaktind; yetişip müsademeye [itirak etmişse {fe Amikf nahiyesinden Ahmet Rüto ve Seydo Ağaların riyasetindeki çeteler
----------------------------------------------------------------------------------------------------
23 Kırzıoğlu, a.g.e., s. 40. Görüldüğü gibi Milli Mücadelede İlk Kurşun 15 Mayıs 1919'da Yunanlıların İzmir'j işgali sırasında Hasan Tahsin tarafından attlmamışttr. Bundan çok önce Anadolu'nun değişik bölgelerinde ilk kurşunlar atılmış ve mücadele başlamıştır. Mesela Antakya'nın Dönyol kazasında ilk kurşun 19 Aralık 1918 tarihinde atılmıştır. Bkz. Kadir Aslan; Milli Mücadelede Dörtyol, Hatay, 1991, ayrıca Süleyman Hatipoğlu; "Milli Mücadele'de Dönyol ve İlk Kurşun", Sosyal Bilimlerde Araştırma Dergisi, S. 5, (Mart 1992) Ankara, 1992. Buradan da anlaşılacağı gibi, ilk kurşun sadece İzmir'de değil, işgale uğrayan hemen her yerde atılmıştır. Her bölgenin ilk kurşununu atan bir kahramanı vardır. Belgenin ifadesinden de anlaşılacağı gibi, Okçu İzzeddinh bölgesinde de ilk kurşun, Şubat başlan 1919 tarihinde atılmıştır. Nitekim Hacı Hannan Ağa'nın TBMM'ye gönderdiği ve aşağıda metni verilen mektubunda da görüldüğü gibi, "Türk hilkimiyet-i milliyesinden ve o mukaddes hilalin himayesinden ayrılmamak maksadıyla her yerden evvel müdafaa-i vatan ve hilkimiyet yolunda hükümet ve ordl/ca malum vakayi-i mücadele ve mücahedatında bulunduğu" ifade edilmektedir.
24 KırzlOğlu, a.g.e., s. 42-43
25 Kırzıoğlu, a.g.e., s. 43-45

­

Mustafa Öztürk

Şikaki çetesi son sajhaların devrildiğinde ulaşabilmiştir. Müsademe saat altıya kadar devamında hücum hattına gelindiğinde her taraftan hücuma kıyamla süngü ve kılınç sajhasına başlanılmış, iki saat da bu suretle devam eden mücadele neticesi saat sekizde düşmana mühimmatı terk ettirilerek ve yüzlerce telefat verdirilerek firar ve bozgunluk verilmiştir. 10 kadar alınan esir de Maraş'a Kolordu 'ya gönderilmiştir.
İşbu müsademede Bulamac karyesinden Fat-i Rendi (Güzel Fatma'dan kısaltmadır) namında dul bir kadının ateş arasına atılarak yüksek bir kayaya çıkıp "Ey millet! Bugün yiğitlik günüdür, her kim kaçarsa benim başımdaki dolak başına olsun! Hücum, hücum din yoluna, ırz yoluna ya gazi, ya şehid.." sayhalanyla milleti teşci namelerinde "zılgıd" tabir olunan terennüm ile milli neşidelerle mücahidini hücuma teşvik ve teşci eylemesi, netice-i mücadeleye değin açık mevkiinden kıpranmayıb da bir tehlikeye uğramaması Hafiz-i Mutlak Hazretlerinin eltaf-ı sübhaniyesidir. Aşiretin birçok kadın ve çocukları ateş arasında mücahidine cephane ve su ulaştırmak için mevzilere kadar sokulduklan halde lehü 'l-hamd bir şey olmamışlardır. Mücadelenin son sajhalarına Kuvva-yı Milliye Kumandanı Polat Bey müşahade ile muttali olmuştur.
Şehitler: Kilis Hey'etinden Sakıp Efendi, Gülgüman karyesinden Hannan ve Bekir İbiko, Vicli'den Mehmetcik, Bülbül'den Mehmet Çakal ve Mehmet oğlu Mustafa, Çerçili'den on yaşında Mehmet oğlu Mücahit Hamza, Solaklı'dan Bilal Hüso, Topallar'dan Hacı Mustafa oğlu Hüro, Hırs'dan (Şeyh Horoz olmalı) Mehmet oğlu Hasan namında mücahidin ve on kadar yaralı olmuştur".
Mücadeleler bütün yaz boyunca devam etmiştir. Bunlardan en önemlileri Ağustos 1919 tarihinde daha çok Meydan-ı Ekbez ve Tahta köprü civarında geçen müsademelerdir. Bu müsademelerin birinde İslahiye'den gelen bir tren raylann sökülmesiyle ele geçirilmiş, bu suretle düşmana önemli zayiat verdirilmiştir. 1920 yılı boyunca bu tarz müsademeler devam etmiş, düşmanın Maraş ve Antep ulaşım ve ikmal yollan sürekli bir baskı altına alınmıştır. 1921 tarihinden itibaren Fransızlar daha çok Antakya ve Kuseyr civannda meşgul bulunduğundan, bölgede nisbeten sükun sağlanmıştır.
1921 yılında Fransızlarla görüşmelere başlandı. Türk-Suriye sınınnın tespiti bu görüşmelerin en önemli konusunu oluşturuyordu. Ancak Fransız Hudut Komisyonunun tespit ettiği sınıra göre, Okçu İzzeddinli bölgesinin ikiye bölüneceğini gören Hacı Hannan Ağa, bunda Fransızlann kendi aşiretine karşı bir intikam duygusu beslediklerinden bahisle bir kısım köylerin Suriye tarafında kalacağı anlaşıldığından, TBMM Başkanlığına bir mektup göndererek, bunun önlenmesini, sınınn geçmesi gereken yerleri bildirmiştir. Bu mektubun metni aşağıdadır:

 

 

 

İzzetiye Kazasının Kuruluşu ve Milli Mücadeledeki Yeri

 

"Okçu İzzeddinliler Namına Reisleri Hacı Hannan Ağa Tarafindan Türkiye Büyük Millet Meclisi Riyaset-i Celilesine Takdim Olunan İstida.
Gazi Ayıntab liVlısının Kilis kazası mülhakatından Okçu İzzeddin havalisi ecnebi işgali bidayetinden beri 22.10.1921 itilafina değin Türk hakimiyet-i milliyesinden ve o mukaddes hilalin himayesinden ayrılmamak maksadıyla her yerden evvel müdafa-i vatan ve hakimiyet yolunda hükümet ve orduca malum vakayi-i mücadele ve mücahedatında bulunduğu halde sözkonusu itilafin çizeceği mütareke hattı ile ikiye bölünmek istenilmektedir. Tahdid-i Hudud Komisyonu Türkiye Hey 'eti tarafindan havalimizin ehemmiyet-i mevkiiye ve aşiretimizin vatanı fedakarlık neticesi itilaf-ı hükümet ile aralarında kanlı intikamların bulunması nazar-ı dikkate alınarak Fransız Hey'etiyle uyuşulamayıp, havalimizi uzlaşmaz halde bırakarak komisyon müzakeratı tatil edilmiştir. İddia-yı meşrumuz, Suriye Fransız Fevkalade Komiserliğince de düşünülerek tanınıp uyuşulmak için ikinci bir komisyon teklifinde bulunmasını neticelendirmiştir. SilahımızIa, kanımızla fedakarlığımızla hak kazandığımız Hükümet-i Milliye-i Meşruamızın hakimiyetine karışmak şerefinden bizlerin mahrum edilmesine çalışmak bir vazife-i milliye ve farıze-yi diniyedir. Kurtuluşunu istediğimiz mütebiiki köylerimiz Fransızlarca da ehemmiyeti haiz olmayan küçük köylerden ibarettir.
Meydan-ı Ekbez'le Mersavi arasındaki Sultan Murad zamanında küşiid edilmiş olan İskenderun-Azez ana yolu üzerinde; Yassı Pınar, Çeşme Yokuşu. Meydanlı Yazısı ve Deresi, Şeyh Halid, Gürzil Dağı, Kırmızı Dere, BubekiBebek Uşağı, Avkanlı Çeşmesi, Şeyh Horoz Takımı, Abudun Deresi adlı yerlerden geçen tanki takiben çekilecek bir hat köylerimizi kurtaracak ve verilmesi yüzünden atide çıkacak büyük fadalı hadiselerin önünü almış olacaktır. Çünkü Türk hakimiyetinden ayrılmamaya ahd ve misak etmiş olan ve bu uğurda bunca fedakarlık sahneleri gösteren aşiretim ecnebi himaye ve idaresine giremez ve girmeyecektir. İşte Hey'et-i Vekile-i Millet'den evvela istirhiimım hududumuzun bu suretle tesbitidir,,26.
Hacı Hannan Ağa'nın dikkat çektiği nokta gerçekten çok önemlidir. Ama teklif ettiği sınır gerçekleştirilememiş ve aşiretin pek çok köyü Suriye sınırlan içinde kalmıştır. Yani kendisinin işaret ettiği gibi, pek çok köyü "ecnebi himayesine girmiştir". Hacı Hannan Ağa'nın önemle vurguladığı bir nokta daha vardır ki, o da "Türk hakimiyetinden ayrılmamaya ahd u mısak etmiş olan ve bu uğurda bunca fedakarlık sahneleri gösteren aşiretinin ecnebi himayesine girmediği ve girmeyeceği" hususudur. Bu da bütün tarih boyunca olduğu gibi, Milli Mücadelenin de Türk milletinin bütün unsurlanyla birlikte başarıldığının açık bir örneği ve tarihı tecrübe olarak zikredilmesi gereken önemli bir konudur.
-----------------------------
26 Kırzıoğlu, a.g.e., s. 49-50

 

 

 

 

Mustafa Öztürk

16 Ekim 1921 tarihinde Fransa ile yapılan Ankara İtilafnamesine göre, Türk-Suriye sınırı bugünkü sınırlar olarak tespit edilmiştir. Yani Okçu İzzeddinli cemaatinin bir kısım köyleri Suriye'de Fransız manda idaresinde kalmıştır. Ancak ilerleyen yıllarda bölgedeki mücadeleler devam etmiştir. Bunların en önemlileri 1938 yılında meydana gelen sınır olaylarıdır27.
Sahada yapılan sözlü araştırmamıza göre özetle; yaklaşık olarak 1927 veya 1928 yıllarında Binbaşı rütbesinde olan Halil İbrahim Efendi (bugün Suriye sınırları içinde olan) Şeyh Horoz köyüne Şeyh ünvanıyla yerleşir. Dini ilimIere vakıf, Arapça ve Farsça'yı iyi bilen Halil İbrahim Efendi'nin ünü kısa sürede çevre köylere yayılır. Kendisine bağlı geniş bir Mürid grubu oluşturdu. Müridler, Halil İbrahim Efendi'ye kesin bir itaatle bağlıydılar2s.
Fransız Manda Yönetimi, bölgedeki otoritesini, Ağalara dayandırıyordu. Ağalar her şeye hakimlerdi. Halk ise fakr u zaruret içindeydi. Halil İbrahim Efendi, önce Ağalara karşı halkı bilinçlendirdi. Tahmini olarak 1935-1936 yıllarından itibaren de Ağalara ve taraftarlarına karşı Müridleri vasıtasıyla suikastler düzenledi. Ağaların, dolayısıyla da Fransızların bölgedeki otoritesi zayıfladı.
Sözlü kaynakların29 verdikleri bilgilere göre; "Atatürk'ün öldüğü senenin baharında" yani 1938 yılında Fransızlar büyük kuvvetlerle bölgeye girerler. Zırhlı araçlar, top ve hatta uçaklarla başta Şeyh Horoz köyü olmak üzere, bütün Mürid köyleri Fransızlar tarafından bombalanır. Bu köyler,
------------------------------------------------------------------------------------------------
27 Konuyla ilgili olarak resmi belgeler bulunmamaktadır veya yayınlanmamıştır. Bölgeden yetişmiş olmamızdan dolayı, yaşayanların ve bizzat olaylara katılanların yeminli ifadeleriyle 1990 yılında derleme tarzında bir çalışma yaptık. Bu çalışma, Ahmet Halaçoğlu'nun "Hatay'ın Ana Vatan'a Katılmasında Dört yol' un Önemi" adlı makalesiyle birlikte "1938 Suriye Olayları ve Halil İbrahim Efendi'nin Faaliyetleri, TIK. Yay., Ankara, 1995 adıyla Türkçe ve Arapça olarak yayınlandı.
28 Halil İbrahim Efendi'nin tarihi şahsiyeti hakkında kesin bilgilere şimdilik ulaşamadık. Bu olayların durulmasından sonra Halil İbrahim Efendi, uzun süre bölgede kalmıştır. Ancak onun, Şeyhlik iddiasını Kilis, İslahiye ve köylerinde devam ettirdiği, hatta hala taşıdığı resmi görevinin de kendisine verdiği güçle, çeşitli kanunsuz hareketlere yöneldiği söylenmektedir. Daha sonra 1950' li yıllarda devlet tarafından kendisine Manisa' da bir çiftlik verildiği, oraya yerleştiği ve nihayet Kara Osmanoğullarıyla aralarındaki husumetten dolayı, onlar tarafından öldürüldüğü hakkında bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgileri doğrulayacak resmi kaynaklara şimdilik sahip değiliz.
29 Sözlü kaynaklardan bazı zevat şunlardır: 1. Ahmet Demİrkıran; Murat oğlu, 19 ıo doğumlu, KilislÇalkaya (Cukanlı) nüfusuna kayıtlı, okuma-yazma bilmez, bugün yaşamıyor, 2. Murat Öztürk; (Babamdır) Süleyman oğlu, 1922 doğumlu, Kilis/Çalkaya (Cukanlı) köyü nüfusuna kayıtlı, okur-yazar, bugün yaşamıyor 3. Ömer Aslan; 1905 Şeyh Horoz (Bugün Suriye'dedir) köyü doğumlu, İslahiye'de otururdu, okuma-yazma bilmez, 1938 mültecilerinden, bugün yaşamıyor, 4. Mustafa Mültecİ; Hasan oğlu, 1930 doğumlu, İslahiye'de oturur, okuma-yazma bilmez, 1938 mültecilerinden olup, hayattadır.
Bunların dışında bugün sınırdaki Saatli, Cukanlı, Mağaracık, Bulamaçlı, Hisar, Deli Osman, Kilorlu, Martavan, Gülgüman vd. bütün köyler bu olaylara şahittirler.

 

 

 İzzetiye Kazasının Kuruluşu ve Milli Mücadeledeki Yeri

 

Hacı Hannan Ağa'nın yukarıda zikredilen mektubunda belirttiği köylerdir. Fransız ve Ağaların milis kuvvetleri, Halil İbrahim Efendi'nin Müridlerine karşı büyük bir harekata girişirler. Müridler bu kuvvetler karşısında Türk sınırına doğru çekilirler. Hatta sınırdaki bu olaylara seyirci kalamayan Türk köylerinin halkı, müridlere ateş desteği vererek, onların sınırı geçmelerine yardımcı olurlar. Şahitlerin çoğusu bu müsademelere bizzat katılmışlardır. Hatta sınırdaki Deli Osman köyünde bulunan karakoldaki Türk askerleri, hemen karşılarında Fransız ve Ağa kuvvetleri tarafından sıkıştırılmış bulunan Müridlere yardım amacıyla, Fransızlara ateş açarlar ve sınırı geçip Fransız kuvvetlerini geri çekilmeye mecbur ederek Müridlerin sınırı geçmelerini sağlarlar. Bu olaylar dolayısıyla, Suriye tarafındaki köylerde yaşayan halkın büyük bir kısmı Türkiye tarafına iltica etmek zorunda kalır. Bütün Mürid köyleri yağma ve talan edilir. Böylece belki de Türkiye'ye ilk Mülteci akını başlamış olur. Türk köylerine gelip sığınan binlerce Mürid, akrabalarının yanlarında birkaç sene birlikte yaşarlar. Olaylar durulduktan sonra, mültecilerin bir kısmı geri köylerine dönerken, bir kısmı da Türkiye' de kalır. B ugün hala, bu mültecilerden Kilis, İslahiye, Kırıkhan ve köylerinde yaşayan aileler vardır.
Gene kaynak kişilerin değerlendirmelerine göre; "eğer Ağalar, Fransızlarla birlik olmasalardı, tıpkı Hatay'da olduğu gibi, bu bölgede de halk oylaması yapılacak ve sınırlar/mız Halep 'in kuzeyine kadar uzanacakıı". Şimdi gerçekten bu değerlendirmelere bakıldığında Hatay meselesinde Fransızların çok kritik bur durumda oldukları ve fazla ısrarcı olmamalarının sebebi daha iyi anlaşılmaktadır. Hatay Meselesinde, bu mesele şimdiye kadar hiç gündeme gelmemiştir. Başka bir ifade ile Okçu İzzeddinli bölgesindeki bu hareketler, Hatay Meselesinin hal1ini kolaylaştıran bir unsur olmuştur.

 

 
Facebook beğen
 
Reklam
 
 

Web Analytics

KİLİS YEMEK RESİMLERİ
 









< iframe width='640px' height='397px' frameborder='0' src='http://www.startv.com.tr/Embed/WebTV.aspx?id=3805&movie_target=startv_videoad_webtv' />,
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=